24 Kas 2011

The Magger

İsmi (The Magger) kötü, niyeti iyi olan bir online dergi platformu.
Beni ‘’Yazıyorsak Varız’’ sloganıyla tavladılar.


Neredeyse bir senedir yayındalarmış, demek ki ben çok geç keşfettim. 

Dört ayrı dergide farklı konulara ağırlık vermişler:

theFemme: isminden belli ettiği üzere, kadınlara yönelik bir dergi; çoğunlukla moda / alışveriş etrafında dönüyor anladığım kadarıyla; buna ek olarak biraz annelik, biraz cinsellik, biraz yemekler, ve ucundan kenarından feminizm hakkında yazılar okuyabiliyoruz

theMet: tipik bir ‘’lifestyle’’ dergisi, kendi anlatımlarına göre ağırlıklı konuları: mekan, şehir, kültür, sanat, sinema, edebiyat, konser, sergi, gurme ve bu liste böyle gider

theSpot: kendini tamamen moda editoryallerine (Editorial’ın Türkçesi nedir allaaşkına?) ve street style’a adamış bir dergi, me likey

theShot: evet, doğru tahmin ettiniz, burada fotoğraf sanatına odaklanıyor ve hem amatör, hem profesyonel işlere yer veriyorlar (ancak şu anda sayfada göremiyorum)


Sistem de şu: herkes katkıda bulunabilir, bu ‘’mag’’ler hepimizin. Sözlüğün dediği gibi, ‘’üreten bizsek neden kullanıcı biz olmayalım’’ – daha doğrusu tam tersi.

Hepsi görsel anlamda oldukça ‘’appealing’’ dergiler, ancak içerik olarak henüz yeterince pişmemişler. Ki gayet doğal, The Magger amatör ruhlu bir oluşum, ayrıca tek bir sesi olan bir yayın değil – birbirinden tamamen alakasız birçok kişinin yazılarından / fikirlerinden / resimlerinden oluşuyor her bir dergi.


Biraz daha standart konulardan uzaklaşıp, kendi çizgilerini bulduklarında, çok güzel bir kıvama gelebilirler diye düşünüyorum. Ben fanzine olayını ucundan kaçırmış bir bebeto olarak, aslında bu konuda pek yorum yapma yetkisine sahip değilim, ama bence 2010’lu yılların fanzine’i budur, böyle bir şey olmalıdır, everybody contribute.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder