22 Kas 2011

Tom Ford Spring 2012

Tom Ford Gucci’den ayrılıp, dünyanın en güzel filmlerinden birini yaptıktan sonra tekrar moda dünyasına döndüğünde, heyecandan ölmüştüm. Hayır, bana ne oluyorsa? Sanki young professional maaşım, tasarladığı kıyafetleri almaya yetecekmiş gibi (bu anlamsız durumu birçok ‘’büyük’’ tasarımcının işleri ile ilgili yaşıyorum, Miuccia Prada olsun, Phoebe Philo olsun, Lazaro Hernandez ve Jack McCollough olsun – ama bu başka bir yazının konusu). 

Ancak Tom Ford, ki tasarımcı kişiliğinin ötesinde kendini ve markasını çok iyi satmayı / pazarlamayı bilen bir PR ustasıdır, şu son bir buçuk yılda işlerini bizden, yani ‘’general public’’ten, esirgemeyi seçti. Tüm markalar sosyal medya trendinin doruklarında internet’i, kolaborasyonları ve her türlü guerilla marketing stratejisini ölesiye kullanırken, Tom Ford yeni koleksiyonlarını çok kısıtlı bir kitleye özel sunumlar ile tanıtıyor. 

Yanlış anlaşılmasın, bunu Azzedine Alaia gibi çatlaklıkla karışık paranoya ve sistem karşıtlığı anlamında yaptığına inanacak kadar saf değilim; bu ‘’mahrem ve ketum’’ sunumlar çok ince hesaplar sonucu ortaya çıkan bir başka reklam / tanıtım / PR aktivitesi. Tom Ford gibi business kafası olan bir adam, bunları ‘’prensip sahipliğinden’’ yapmıyor elbet. 

Tom Ford şunu çok iyi anlamış ki, işlerinin taklit edilememesi ve belirli bir kitle tarafından arzulanması için en önemli unsur kalitedir. Zaten koleksiyonuyla ilgili okuduğum bir, iki yazının ortak fikri, kıyafetlerin süper-lüks, über-lüks, pan-lüks olduklarıydı. Bu tespiti ancak tanıtıma katılan bir kişi yapabilir. Bu tür kıyafetlerin üretimindeki ince el işçiliği ve yüksek kaliteyi hiçbir fotoğraf yansıtamaz. Ayrıca yaratılan gizlilik, merak uyandırarak, herkesin koleksiyon hakkında konuşmasını sağlıyor. Mr. Ford, you’re a cunning fox.

Nihayet sadet: İlkbahar 2012 koleksiyonunun fotoğrafları, geçen günlerde, yani özel tanıtımdan iki ay sonra yayınlandılar. Birçok parçayı beğenmedim. Zaten Tom Ford’a olan sevgim, tasarımlarından çok, tutumuyla, yarattığı havayla, kendisiyle ilgili. Ve yukarıda bahsettiğim gibi, bu kıyafetlerin kıymetini tamamıyla anlayabilmek için, onlara dokunmak, onları yakından görmek gerekiyor sanırım.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder