19 Ara 2011

Emek Sinemasi nostaljisi

Bir elestirmenin ayni zamanda yazar da olmasini istedigim icin, Atilla Dorsay'i begenmiyorum. Fatih Ozguven tadini alamam ondan. Ama sinemayi, filmleri seviyordur; buna suphe yok.

Emek Sinemasi'nin yikilmasi/restore edilmesi tartismalarinda, Atilla Dorsay'in puflayip gectigim yazisini m. bir kez daha karsima surunce, kendimi tavrimi sorgulamaya mecbur hissettim : Emek Sinemasi'nin durumunu neden umursamiyorum ?
Umursamiyorum, cunku Emek Sinemasi, gidilecek halde degil.

Ben de, bircoklari gibi, bir suru "ilk"imi bu salonda yasadim. Tavan ve duvarlari, dekorasyonu, tarihiyle etkilerdi. Once 90'larda, ardindan 2000'lerin basinda elden gecirildi ama, Istanbul Film Festivali haricinde asla gitmek istemezdim. 

Alkazar Sinemasi ve Beyoglu Sinemasi sinemateklesmeye calisirken, Emek ise AVM cep sinemalariyla yarismaya kalkisti. Her yerde izlenebilecek ticari filmleri, her yerin konforundan uzak bir ortamda sundu.
 
Emek kirliydi, rahatsizdi, boyutlarini tasiyacak ekipmani yoktu, kisin buz gibiydi. Festival programinda ilgimi ceken filmin baska bir sinemada gosterimi varsa, asla Emek'i tercih etmezdim. IKSV mecbur biraktigi icin katlaniyordum.

Emek Sinemasi'nin dahil oldugu Cercle d'Orient blogundaki diger iki sinema, artik bir tabeladan ibaret Ipek Sinemasi, ve (Yeni) Ruya Sinemasi sessiz sedasiz silindiler. Alkazar'a ses cikarmayanlarin simdi Emek icin yirtinmasini yadirgiyorum.

Emek Sinemasi, Alkazar Sinemasi'nin aksine, su son 20 yilda sinemaseverlere hicbir sey vermedi. O yuzden, karsiliginda sevgi(mi) gormeyi hak etmiyor.

Sevgi olmasa bile, Emek'in uyandirdigi baska duygular var : Nostalji var, basta Hikmet Amca olmak uzere personeline saygi var; fakat bunlari ticari bir sinemaya donusup sefil olmak yerine, bir tiyatro/konser salonuna donuserek de kazanabilirdi.

Ben, bir sinemasever olarak, Emek'i umursamiyorum. Emek sinema degil de salon olarak restore edilsin, benim yerime baskasini kazansin : Ben Emek'i gecmiste biraktim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder