4 Ara 2011

ROOK Şişhane


Benden çok daha havalı olan ve farklı yerleri keşfetmeyi seven arkadaşım Ş. sayesinde normalde gitmeyeceğim mekânlar ile tanışıyorum. Bunlardan sonuncusu, Şişhane metrosunun hemen karşısındaki ‘’ROOK’’. Ş’nin anlattığına göre, Sinan Çetin’in oğlu Rüzgar Çetin’e aitmiş. 

Rook (satrançtaki ‘’kale’’ teriminin İngilizcesiymiş, bu durumda ‘’ro-ok’’ değil de ‘’ruuk’’ okunuyor) oldukça hoş bir bar / restoran.  Dekorasyon sade ki bunu çok beğendim, olduğundan fazla bir "şey" olarak göstermeye çalışmıyor kendini. Servis iyi, garsonlar çok ilgili ve hızlı, ama laubali değiller. Müzik çok fazla tarzım olmasa da (tarzın ne diye sorarsanız, ben bir indie-kid’im), kesinlikle kötü değil, örneğin yıllardır duymadığım ‘’2 people’’ı dinleyip, mutlu oldum.


Yemeklere gelelim: menü fazla dolu değil (ki bu bence çok iyi bir şey, genelde "az ve öz" yaklaşımı kaliteye işaret eder) ve büyük sürprizler barındırmıyor. Ana yemekler; salatalar, makarnalar, pizzalar ve birkaç et / balık yemeğinden oluşuyor.

Ş’nin önerdiği ‘’Rook pizza’’yı sipariş etmedim, çünkü pizza’da kurutulmuş domates sevmiyorum. Ancak bir sonraki gidişimde diğer pizzalardan deneyebilirim (yan masaya gelenler güzel görünüyorlardı). Benim yediğim ev yapımı cappellacı porçini (mantar ve lor peyniri dolgulu, domates soslu ‘’mantı’’) oldukça lezzetliydi. Kıvamında ufak bir sorun vardı – al dente olmaya çalışırken sanki biraz fazla sert kalmıştı – ama tadı çok güzeldi. Yemeğimle ilgili tek ciddi şikâyetim, porsiyonun çok küçük olmasıydı. Başlangıç almamıştım, ama 20TL’lik bir makarna tabağı doyabilmek için yeterli olmalı diye düşünüyorum. Durum böyle olunca, bir de patates tava sipariş ettim (‘’Rook patates’’) – ki çok güzeldi, pek güzeldi. Bildiğimiz patates kızartmasından kalın ve çok daha baharatlıydı, tekrar gidersem mutlaka yine yerim. 

Ş. de yediği bonfile ızgaradan gayet memnun kaldı, üstelik ricası üzerine yanında gelecek olan ıspanak püresi garson tarafından kem-küm edilmeden hemen dilediği başka bir seçim ile değiştirildi. Böyle ‘’basit’’ tatların sunulduğu restoranlarda, tekrar gidip gitmeme kararının, servisteki bu tür detaylar ile yakından ilgili olduğunu düşünüyorum.

Ş’nın yemek sonrası yediği sıcak çikolatalı kek muhteşem değil, ama düzgündü. Beni tek kızdıran şey, bugün bu yazıyı hazırlamadan önce yaptığım araştırmada, bu kekin ROOK’un web sitesindeki fotoğrafındaki hali ile restorandaki sunumla alakasız olmasıydı. Sırf bu yüzden değerlendirmemde puan kıracağım.

 
Son olarak, ROOK’un iyi becerdiği bir diğer şey – ki bir sürü mekân bunu yapmaya çalışıp, pek başarılı olmuyor – gündüz/akşam restoran, gece ise bar olma konseptini sadece teoride değil, gerçekten hayata geçirmesi. Biz saat 23.00 gibi mekânı terk ederken, insanlar girişteki barda dans edip, cocktail’lerini içiyorlardı. Cocktail demişken son bir not: Ş. içtiği Cosmopolitan’ı beğenmedi, ama bir önceki gelişinde içtiği tüm cocktail’lerin çok güzel olduğunu söyledi.

Peki, bir daha gider miyim? Büyük ihtimalle evet, ama belli bir süre geçtikten sonra. İstanbul’da keşfedilecek bin bir restoran varken, ROOK’a geri dönmek vakit alabilir. Yani? Müdavimi olmam, ama yakındaysam ve o anda başka bir planım yoksa, bana göre rezalet olan Big Chefs yerine tabii ki ROOK’a uğramayı tercih ederim (elbette aynı sokak üzerindeki Miss Pizza da aklımı çelebilir, ancak bu ayrı bir yazının konusu).


Temel bilgiler :
Meşrutiyet Caddesi 102A
Şişhane
Tel: (0212) 252 00 19

Aralık 2011 fiyatları :
Başlangıçlar 6-22 TL
Salatalar 16-23 TL
Pizzalar 18 -25 TL
Makarnalar 18-20 TL
Ana yemekler 21-42 TL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder