31 Ara 2012

Babet Palas 2012

2012 yılını kapatırken, geriye dönüp, neler yazmışız diye bakıp, sizler için (hemen hemen) tüm kategorilerden bazı yazılar seçtim. Bunlar en çok okunan/beğenilen post'lar olmaktan ziyade, Babet Palas'ı güzel bir şekilde temsil (''represent'') ettiğini düşündüğüm yazılarımız. Seçkiyi gelişigüzel ve anlık yaptım; yarın tekrar seçiyor olsaydım, aşağıdaki liste herhalde farklı olurdu.

Kaynak

2012'den tek dileğim olan ''hazır giyim alanında iş sahibi olma'' isteğim yerine geldiğine göre, 2013'ten zengin olmayı dileyebilirim (böyle de maddiyatçıyım). Yeni yıl herkes için gönlünden geçeni getirsin.

30 Ara 2012

Vogue Türkiye 2012 kapakları

Blog yazmaya başladığımda, Vogue Türkiye dergisinin aylık olarak değerlendirmelerini yapmayı planlıyordum. Ama bu planımı hiç bir zaman gerçekleştiremedim. Sebebi de, dergiyi her ay satın almama rağmen, bir türlü vaktinde okuyamamamdı. Genelde bir ay geriden takip ediyorum Vogue Türkiye'yi. Fakat en son olarak masamda dört adet Vogue Türkiye birikince, bari Aralık ayından başlayıp, geriye doğru gideyim dedim. Ve dergiyi değerlendirmemek için bir diğer neden buldum: yorum yapacak pek bir şey yoktu. 


29 Ara 2012

Top Coat ile renk değiştiren China Glaze Tranzitions oje

Son yıllardaki ''nail art'' deliliği sonucu hayatımıza örneğin havyarlı manikür, 3 boyutlu oje tasarımları, kadife tırnaklar, kokulu ve pullu ojeler girdi. Artık ''bundan sonra da yeni bir şey çıkmaz herhalde, biter bu furya'' derken, büyük oje markaları devamlı olarak bizi şaşırtacak yeniliklerle karşımıza çıkıyor. Güneşte renk değiştiren ojeden sonra, top coat sürünce renk değiştiren oje üretilmiş. Oje blog'ları eminim ki bunu çoktan keşfetmişlerdir, fakat ben China Glaze'in bu icadından biraz önce haberdar oldum ve beynim patladı. Beni tanıyanların tahmin edebilecekleri üzere, favorim yeşil tonlarındaki ''Duplicityy''. Ne güzel, pek güzel.


28 Ara 2012

Duygu Bircan'dan amigurumi

Amigurumi'yi daha önce duymuşluğum vardı, ama Duygu Bircan'ın bu ''disiplin''deki işlerini henüz keşfetmiş bulunmaktayım. 

Öncelikle amigurumi'yi ilk kez duyanlar için Vikipedi'den tanımını alalım: ''Amigurumi, Japon kökenli bir kelime olup Ami (tığ veya şiş ile yapılmış) ve nuigurumi (içi doldurulmuş oyuncak ) kelimelerinden türeyen örgü ören bayanların da iyi bildiği sık iğne tekniğinin oyuncağa uyarlanmış halidir.''

Palas'ta kawaii olan her şeyi çok severiz. Duygu Bircan'ın amigurumi işleri arasında en çok beğendiklerim ise, portreler serisi. ghost'a hediye etmek üzere böyle bir portre siparişi vermeyi düşünüyorum. Bu arada Duygu amigurumi dersleri de veriyor, ilgililere duyurulur.



26 Ara 2012

Aydan & Derya'dan Embrograph

Aydan & Derya, favorilerime eklenmiş olmasına rağmen (evet - böyle de prehistorik bir insanım, halen RSS feed filan kullanmıyorum), sadece arada sırada okuduğum bir blog olduğu için, yarattıkları bu muhteşem mixed media işlerini ancak bugün görmüş oldum.

Dikişle, nakışla, iple yapılan her türlü sanata zaafım var ve bu ''embrograph''lar da bir istisna değil. Kızların eline sağlık.


24 Ara 2012

Anais Mali

Anais Mali yeni keşfettiklerim arasında en beğendiğim mankenlerden birisi - kendisi en azından ismi kadar güzel.


23 Ara 2012

Hayali Alışveriş Listesi #12: McQ (Alexander McQueen) böcek kanadı baskılı etek

Hayali alışveriş listem her gün uzamaya devam ediyor. Bu sene Nimet Abla'dan milli piyango bileti almadık - bu durumda 2013'te zengin olmak için başka yollara başvurmak gerekecek. Bu yaştan sonra yasa dışı işlere bulaşmak gibi niyetim yok, ama her türlü legal öneriye açığım. 


22 Ara 2012

25'inci doğum günün kutlu olsun GIF!

İnternetlerde büyüyen herkes gibi, ben de GIF'leri delicesine seviyorum. GIF formatı, bu sene 25'inci doğum günün kutluyormuş.

Kendisini tebrik etmek adına, şerefine yapılmış olan videoyu izleyelim.



21 Ara 2012

Elly MacKay ve kağıt tiyatrosu

Elly MacKay'in işlerini beğenmem pek şaşırtıcı değil, çünkü bana hitap eden çocuksu / kızsal / hayali / masalsı hisler aktarıyorlar. Yaptığı eserleri, Türkçe'de tam olarak karşılığ olmayan ve çok sevdiğim whimsical kelimesi ile tanımlayabiliriz.

MacKay, eserleri için ''kağıt tiyatrosu'' (paper theater) terimini kullanmayı tercih ediyor. Bu, hem tekniğini, hem de resimlerin içeriğini çok iyi anlatıyor. İşleri sanki bir çocuk tiyatrosunun anının dondurulmuş hali. Katmanlar ve miniatür bir tiyatro sahnesi ile yarattığı resimleri kelimelerle anlatmak zor; bu yüzden en iyisi ben susayım, resimler konuşsun.


20 Ara 2012

19 Ara 2012

Google Zeitgeist 2012

Listeleri seven biri olarak, yıl sonu değerlendirmelerini, toparlamalarını, seçmelerini severim. Bu yüzden Google'ın 2012 Zeitgeist videosunu gülümseyerek izliyorum, halbuki benim gibi bir odun için fazla duygusal görüntüler bunlar.

(Bu arada ''Zeitgeist'' kelimesi Almanca'nın kaba filan değil, dünyadaki en muhteşem dillerden biri olduğuna dair bir kanıt daha, so ist das!)


18 Ara 2012

Pre Fall 2013 (2013 Sonbahar Öncesi Koleksiyonları)

Daha önce de söylediğim gibi, bilgisiz / bilinçsiz blogger'ların koleksiyonlar hakkında ahkam kesmelerine sinir oluyorum. Ben burada fazla yorumda bulunmadan, Pre Fall 2013 koleksiyonları arasından şu ana dek yayınlanan lookbook'lardan bazı gözüme çarpan parçaları paylaşmak istiyorum.

Gucci

Kendimi bildim bileli kıyafetlere karşı özel bir ilgim var. ''Moda'' değil, ''kıyafetler'' dedim, çünkü arada büyük bir fark mevcut. Elbette büyüdükçe modaya karşı da büyük bir tutku geliştirdim, ama benim için asıl olay kıyafetlerin ta kendisidir (daha sonra ise, özellikle lise son ve üniversite yıllarımda, bu ilgi işin finansal / organizasyonel / ticari yönüne kaydı, en çok ilgimi çeken şey ''business of fashion'' oldu, ama bu başka bir konu). Bu yüzden Pre Fall ve Resort koleksiyonlarını daha çok seviyorum. Moda haftası koleksiyonlarına göre çok daha giyilebilir ve ''accessible''lar. Zaten markaların asıl satış geliri elde ettiği, para kazandığı ürünler de bu koleksiyonlardan çıkanlar oluyor. Demek ki sadece ben değil, bir çok kişi ''ara koleksiyonları'' daha çok beğeniyor (bunun asıl sebepleri ise, bu koleksiyonların daha uzun süre mağazada kalmaları ve genel olarak daha uygun fiyatlara satılıyor olmaları. Kısa kesiyor ve sizi böyle nerdy detaylarla fazla sıkmadan artık kıyafetlere geçiyorum.)

17 Ara 2012

El Perro del Mar / Hold Off the Dawn

El Perro del Mar benim için tek şarkılıktır, o şarkı da ''God Knows''tur. Bu neden böyle bilmiyorum. Yıllar önce God Knows'u defalarca loop'a almış olmama rağmen, hiç bir zaman El Perro del Mar'ın diğer şarkılarını araştırma, dinleme gibi bir ihtiyaç duymadım. Ama geçenlerde Pitchfork'un Youtube kanalında ''Hold Off the Dawn''a rastlayınca, belki de hata yapıyorum dedim. God Knows kadar olmasa da, Hold Off the Dawn da epey güzel bir şarkı. Dinledikçe güzelleşen şarkılardan olduğu için, ilk dinlemeden sonra ''meh'' dememenizi, bir kaç şans vermenizi tavsiye ediyorum.

Videonun kendisinde ise herhangi bir özellik yok. Ama Sarah Assbring'in saçlarına ve taktığı küpelere bayıldığımı belirtmeliyim.



16 Ara 2012

Cinsel kimlikler ve androjin mankenler

Andrej Pejic / Kaynak

Benim dünya görüşüme göre, insanın cinsiyetini cinsel organları değil, hisleri belirtir. Yani erkek olarak doğmuş olabilirsiniz, fakat kendinizi kadın olarak tanımlıyorsanız, bana göre kadınsınızdır. Aynısı elbette tam tersi, yani feminen cinsel organlar ile doğup da, kendini erkek olarak nitelendiren kişiler için geçerlidir, benim için onlar tabii ki de erkektir. Bir de arada kalanlar, kalmak isteyenler, kendini çekmecelere koydurmayanlar, karar ver-e-meyenler, kendini cinsiyet üzerinden tanımlamayı reddedenler var; doğal olarak onlara da palasımızın kapıları açık, herhangi bir ayrım yapmıyoruz. Hepsi bir nebze beden imgesi ile ilgili, ve bu, oldukça öznel ve herkesin kendine ait / özel olan konular. (On a related note: Middlesex şu hayattaki favori kitaplarımdan biri, herkese tavsiye ederim.)

15 Ara 2012

Patrick Hruby illüstrasyonları

Lost At E Minor sayesinde epey güzel ''şey''ler keşfediyorum.

Bunlardan sonuncusu Patrick Hruby'nin illüstrasyon işleri. Çizimleri öylesine güzel ki, buradan hangi birini paylaşacağımı şaşırdım. Ne yazık ki kendisi ile ilgili fazla bilgiye ulaşamadım; Los Angeles'te yaşaması, ara sıra New York Times için çalışması ve geometrik şekiller ile ilgili takıntısı dışında hakkında pek bir şey bilmiyorum. Ama en azından blog'u var, ayrıca işleri zaten süper ''accessible'', yani belki de kendisiyle ilgili çok şey bilmeye gerek yok - sadece resimlere bakmak yeter.


14 Ara 2012

The Polo of the Future (Geleceğin Polo'su)

Lacoste'u sevmek için bir çok sebep var. Bir kere çizgisi belli ve her sezon kendini yenilemesine rağmen, o çizgiyi koruyor. Ayrıca kalitesi tartışılmaz: Lacoste pololarını yüz kere giyseniz, yıkasanız da ne şekillerinde bir bozulma, ne de renklerinde herhangi bir değişiklik oluyor. Netice olarak ödediğiniz fiyatın karşılığını alıyorsunuz, yani sadece sevimli timsah logo'suna gitmiyor paracıklar. 

Son zamanlardaki ''Unconventional Chic'' ve ''Un peu d'air sur terre'' kampanyaları beni pek etkilememişti, fakat The Polo of the Future isimli video Lacoste sevgimi tekrar pekiştirdi. Canımsın Lacoste.


13 Ara 2012

Guvenc Konyali

Sirkeci civarlarinda bir is sonrasi, Filibe Koftecisi'nde mi yoksa Kasap Osman'da mi ziyafet ceksek diye konusuyorduk. Mahalleli ustamizin tavsiyesi uzerine, Guvenc Konyali'ya gidip etli ekmek ve firin kebabini denedik.

Firin kebabi ve etli ekmek, Konya'nin en meshur yemekleri. Garson da, sormamamiza ragmen, malzemelerin hicbirinin vallahi de billahi de Istanbul'dan alinmadigini israrla vurguluyordu. Ancak, ne yazik ki, yemek basarisizdi. Tabakta birakacak kadar kotu degildi ama, birakin baskalarina tavsiye etmeyi, bir daha gidilmeyecek kadar siradandi.

Ustelik, sofradan kalktiktan saatler sonra bile yediklerimizin hala agzimiza gelmesi, hayal kirikligini daha da buyuttu. Anlasilan o ki, ustamiz her alanda usta degilmis.


Temel bilgiler :
Ankara caddesi, Hocapasa Hamami sokak (Halkbank yani), no.4, Sirkeci
(212) 527 52 20
Aralik 2012 fiyatlari :
Firin kebabi : 15 TL
Etli ekmek : 10 TL
Su : 1 TL
Ayran : 2 TL

12 Ara 2012

3.1 Phillip Lim Pre Fall 2013

Phillip Lim, tertemiz bir Pre Fall 2013 koleksiyonu hazırlamış. Keskin kesimler, doğru renkler, düzgün aksesuarlar kullanılmış. Pek güzel.


11 Ara 2012

Günün Babeti #2: ASOS metalik turkuaz babet

İlk ''Günün Babeti'' kırmızı rugan bir çift idi, bugün ise yine babetler arasında bir vazgeçmezden devam etmek istedim: metalik babet. Ayakkabı dolabımda her daim metalik renkte bir çift bulunur. Bu genelde gümüş olsa da, kırmızı, vizon, açık pembe ve mavi metalik babetlere de sahip olmuşluğum var. Şu anda ise metalik babet kontenjanımı altın bir çift dolduruyor.

10 Ara 2012

Seapony / Be Alone

Seapony'nin ''Be Alone'' videosu bana göre biraz fazla ''hipstery'', fakat şarkı epey güzel. Bu yüzden videonun bir Polaroid'un hareketlendirilmiş haline benzemesini, kullanılan filtreleri, şarkının yaz havası yaratmasına rağmen içinde ''snow'' geçmesini dikkate almıyor, ve dinlerken gülümsüyorum. Şu hayatta kızacak, öfkelenecek, sinir olacak pek çok şey var, bu yüzden bazen en güzeli küçük şeylere göz yummak. Ignorance is bliss.


9 Ara 2012

Twiggy olarak Lena Dunham (Girls)

İkinci sezon başlamadan, daha önce sadece ilk bölümünü görüp, ''meh'' bulduğum Girls'e bir şans daha vermeye karar verince, bugün neredeyse tüm ilk sezonu maraton halinde izlemiş bulundum.

Bunu yapmış olmama rağmen, dizinin büyük hayranı sayılmam. Fakat Gossip Girl'ün entrikalarından, dramından, büyük olaylarından sıkılmış olarak, Girls'ün basitliği ve gerçekliğini epey ''refreshing'' buldum. Bu arada Lena Dunham saçlarını kestirmiş, böylece daha da şirin hale gelmiş.

Kaynak

8 Ara 2012

Pont de Signe - Uçan ''Maymun Köprüsü''

Balonlar ile bir köprüyü uçurmanın sanat olup, olmadığı tartışılır (bu biraz da bu işi düşünen / tasarlayan Olivier Grossetête'in konsepti nasıl anlattığına bağlı), fakat son derece akıllıca bir fikir olduğu kesin. Ne yazık ki köprü, üstünde yürüyemeyecek kadar narinmiş, ama elbette yine de muhteşem, yine de süper bir olay.



7 Ara 2012

Hello Giggles arşivinden oje tasarımları

Epeydir Hello Giggles'i okumuyordum. Açıp, ne var ne yok diye bakınırken, güzelgüzelgüzel ojeler ile karşılaşıp, buradan paylaşmak istedim.

Oje dünyadaki en güzel şey mi? (Bu elbette retorik bir sorudur.)



6 Ara 2012

Hayali Alışveriş Listesi #11: Rosamosario gecelik ve sabahlık

Bugünkü ''Hayali Alışveriş Listesi'' ürününün gardırobum yerine ancak hayallerimi süslemesi, sadece 1000 Euro'luk fiyatından kaynaklanmıyor. Bu gecelik ve sabahlığı alacak param dahi olsa, ben onları giyecek ''insan dokusu''na sahip değilim. Bir kere hayatımda hiç sabahlığa sahip olmadım. Sabahlık niyetine artık dışarıda giymediğim hırkaları kullanıyorum. Pijamalarım da pek iç açıcı değil. Genellikle atlet ve gri veya siyah eşofman kombinasyonu ile uyuyorum.

Bir aralar ''büyüyünce sofistike olmak istiyorum'' diye ortalıkta dolaşıyordum. Kazık kadar olduğuma göre, bu deyimimi bundan sonra ''büyüyünce'' yerine ''yaşlanınca'' diyerek kullanmaya karar verdim. Halen kendimden umudum var. Pek sanmıyorum, ama belki kırklı, ellili yaşlarımda sabahlık giyecek kadar şık/narin/zarif bir insan olurum, only time will tell.


5 Ara 2012

John Jannuzzi gözüyle Alexander McQueen İlkbahar/Yaz 2013

Merhum Lee Alexander McQueen'in büyük hayranlarından sayılmam. Bunu söylemem epey ayıp olacak, ama ben Sarah Burton'un işlerini daha çok beğeniyorum. Bu arada yanlış anlaşılmasın, Alexander McQueen'in bir dahi ve moda dünyasında müthiş etkili (influential) olduğuna dair zerre kadar şüphem yok, fakat tasarımları bana estetik açıdan çok fazla hitap etmiyorlar-dı.

Her neyse, GIF'leri ne kadar çok sevdiğimden daha önce de bahsetmiştim. Aşağıdaki şaheser John Jannuzzi'ye ait ve Sarah Burton imzalı Alexander McQueen İlkbahar/Yaz 2013 koleksiyonundan iki elbise sunuyor. So pretty.

 

4 Ara 2012

Günün Babeti #1: Repetto kırmızı rugan babet

Blog'umuzun isim babası ghost, bu güzel adı benim bitmez, tükenmez, sonsuzluğa uzanan babet-sevgim dolayısıyla uygun görmüştü. Gerçekten de en çok sevdiğim, beni en iyi yansıttığını düşündüğüm ve dolabımda en fazla yer kaplayan ayakkabı türü babettir.

3 Ara 2012

Tadi Damagimda'nin tadini kacirdilar

Tadi Damagimda'nin yeni sezonda degisen formatina bir turlu isinamadim.

Milor'u davet etmek icin Mezzaluna gibi 3 yildizlik, guvenilir ama siradan bir zincir restoranini secen Ozgu Namal'li ilk bolumun tek ilgi cekici ani, yamuk agizdan sarap dokulmesiydi.

 
Hem tutuklugu, hem de tiyatrodan uzaklastigi icin mizmizlanmasi nedeniyle antipatik buldugum oyuncunun reklamlardan kazandigi para yetmiyormus da, sirf ac kalmamak icin mecburiyetten dizilerde oynuyormuscasina sikayet etmesinin ikiyuzluce oldugunu dusunuyorum. Idealizm yerine konformizmi secmek ayip degil ama, bu yolu sectikten sonra boyle konusmak bence ayip.
 
Keyif vermeyen sohbete, ikilinin "Eh iste" dedigi yemekler eklenince, program sezona kotu bir baslangic yapmis oldu.

2 Ara 2012

Juno Nişantaşı

Juno'yu uzun süre önce sevgili anotherstar sayesinde tanımıştım. Bu hafta kendisi ile orada bir kez daha efsanevi bir buluşma gerçekleştirince (A.A. + A.A.), artık bir Juno yazısının vaktinin geldiğini düşündüm.


1 Ara 2012

In Vogue: The Editor's Eye (Vogue'un 120'inci yılını kutlayan belgesel)

Ne yazık ki 6 Aralık'ta Amerika saatiyle akşam 9'da TV'de yayınlanacak olan ''In Vogue: The Editor's Eye'' isimli belgeseli, saat farkı dolayısıyla izleyemeyeceğim. Umarım birileri bizi de düşünerek yayın sonrası belgeseli bir yerlere upload eder ve biz de izleme imkanı buluruz.

Chaos Chaos, Tegan & Sara'ya karsi : Closer

Tegan-Sara kardeslerin yedinci studyo albumu Heartthrob henuz piyasaya cikmadi ama, ilk single Closer'in videosu yayinlandi.

Gecenlerde kardeslerle konser veren kardesler Chaos Chaos ise, bir Tegan & Sara'nin yaninda, bir Tegan & Sara'ya karsi -iste hos bir Closer cover'i :

30 Kas 2012

SISTER x Tomohiro Muramatsu

Tokyo seyahatimizde FAKE TOKYO'yu henüz tanımıyorduk; FAKE'i TOKYODANDY sayesinde ancak keşfetmiş bulunuyorum. Anladığım kadarıyla burası farklı markalar sunan bir ''department store''. Ve içinde barındırdığı ''SISTER'' isimli mağaza, grafik tasarımcı ve makyaj sanatçısı Tomohiro Muramatsu ile işbirliği içinde, mükemmel bir çorap koleksiyonu hazırlamış.

29 Kas 2012

Karton sanat

Atalarımız boşuna ''c'est dur d'être cool'' dememişler. Bin yıl düşünsem, aklıma kartondan devasa bir ghettoblaster yapmak gelmezdi. İşte bu yüzden de ben bir iktisatçı iken, Bartek Elsner bir sanatçı.


28 Kas 2012

H&M 2012 Kış Koleksiyonu favorim

Beyaz gömlek, özellikle de hafif bol kesimli ise, her şey ile kullanılabilen muhteşem bir ürün. Elbette herkesin tarzına uymaz, o ayrı mesele, fakat seviyorsanız eğer, gerçekten de her gün sıkılmadan, farklı farklı kombinasyonlar ile giyebilirsiniz. İş hayatına ilk atıldığımda bir ''plaza insanı''ydım ve bazen bir hafta boyunca her gün beyaz gömlek giydiğim oluyordu. Yüksek belli eteklerin içine sokabilmek için, dar kesimli ve kısa olanları sevsem de, bana göre en güzel beyaz gömlek dökümlü olandır.


27 Kas 2012

Fritz Kalkbrenner / Get a Life

Techno'dan, House'dan pek anlamam; açıkçası Fritz Kalkbrenner'in yaptığı müzik türünü böyle tanımlamanın doğru olup olmadığına dair de emin değillim. Bu şarkıyı favori radyo kanalım olan FM4'de dinledikten sonra, videosunu da izledim ve pek beğendim. ''Get a Life'' aslında epey monoton, ama nasıl oluyorsa, sıkıcılık çizgisini aşmadan mutlu ve umutluca akıp gidiyor.
 
Şarkının en güzel yeni, ''Get a Life'' terimini normal agresif halinden kurtarıp, ona olumlu bir anlam yüklemesi. Videonun hafifliği de şarkıyı mükemmel bir şekilde destekliyor.


 

26 Kas 2012

Klipsli küpeler

Bir, iki gündür kafayı klipsli küpeler ile bozmuş durumdaydım. Henüz bir kaç gün öncesine kadar kulak memesi yırtılması fobimin çözümünün kulak aksesuarları olduğunu düşünürken, sağda solda bir iki tane deneyip, hiç de pratik olmadıklarını görmüş bulundum.

Sonrasında ise aklıma klipsli küpeler geldi. Nasıl daha önce düşünmemiştim bilmiyorum. Belki de oldukça ''uncool'' bir imaja sahip olduklarındandır? İsmi bile kötü, ''klipsli'' ne yahu? Ve fakat internetlerde biraz araştırınca, klipsli küpe kategorisinde ne inciler, ne güzellikler bulunduğunu keşfetmiş oldum.

Bijoux Heart

25 Kas 2012

İpek gömlekler ve vintage kavramı

İkinci el olan her şeye ''Vintage'' denilmesine sinir oluyorum. Biz lisedeyken isimleri ''Second Hand'' idi, sonra ne olduysa oldu ve daha önce başkası tarafından giyilmiş olan tüm kıyafetler ''Vintage'' ismini aldılar. Her neyse, konuyu fazla uzatmadan, ghost'un annesinin belki 30 yıl önce terzisine diktirdiği ipek gömleklerden bahsetmek istiyorum. Kendisi bu gömlekleri artık giymediği için, bana miras bıraktı. Aralarında en çok beğendiğim ve severek giydiğimi burada paylaşıyorum.


24 Kas 2012

Hatasız kul olmaz

Bence, ''Hatasız kul olmaz'', hem söz, hem müzik olarak, Türk müzik tarihindeki gelmiş geçmiş en güzel şarkılardan biri. Orhan Gencebay'ın 60'ıncı sahne yılını kutlamak üzere çıkarılan ''Orhan Gencebay ile Bir Ömür'' isimli tribute albüm dolayısıyla, Tarkan'ın söylediği versiyon ortalıklarda dolaştiği için, şarkı son zamanlarda sürekli kulağımda.

Arabesk kültürü inanılmaz derecede ilgimi çekiyor. Ama o dünyaya, dışarıdan izleyen biri olarak girmek herhalde imkansız. Zaten belirli yaşanmışlıklar olmadan, Arabesk'i tam olarak anlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum, çünkü Arabesk sadece müzik akımı değil, bir yaşam biçimi. Bizler ise korunaklı alanlar içinde büyümüş memur çocukları olarak, Arabesk'i algılayacak ''hayat altyapısı''na sahip olmasak da, yine de müziği takdir ediyor, edebiliyoruz. Bu böyle.
 


23 Kas 2012

Beyaz Lanvin içinde

Bu, bir ''hayali alışveriş listesi'' yazısı değil, çünkü bu kıyafetler bana / stilime uygun değiller. Ama Lanvin'ın beyaz bluz - uzun etek kombinasyonundaki zarafeti, basitlik ile yaratılan inceliği (''sophistication'') paylaşmadan edemedim. Alber Elbaz işte tam da bu yüzden bir dahi: en yalın malzemeler ve tek bir renk kullanarak giydirdiği kadını bir kraliçeye dönüştürmeyi çok iyi biliyor.


22 Kas 2012

I Left My Heart in San Fransisco With Some Clubkids

Yüz yıl önce, internet henüz yeni başlamışken, kısa bir süreliğine ''clubkid'' nick'ini kullanmıştım. Elbette bu büyük bir hataydı, zira 1) ben 12 yaşımdan beri bir indie-kid'im ve 2) düzgün makyaj yapmayı pek bilmiyorum.

Hiç bir zaman clubkid ol-a-madıysam da, kendilerini pek sever, sayarım, saatlerce fotoğraflarına bakar ve yine de bıkmam.


21 Kas 2012

Queen Michelle (KOS) x Jaggy Nettle Kaban

Stilini en çok beğendiğim blogger'lardan biri olan Queen Michelle, bir süredir Jaggy Nettle ile işbirliği içerisinde tasarımlar yapıyor. Marka için son çalışması, muhteşem güzellikte bir kaban.

Fiyatta anlaşabilseydik, bu palto anında gardrobumda yerini alırdı; hibrid olması, kabanı bir yandan sıcacık ve rahat, diğer yandan da çok havalı gösteriyor. Tam bir şaheser.






20 Kas 2012

Kulak aksesuarları

Küpeleri her zaman çok sevmişimdir. Saçlarımı kısa kestirdiğimden beri ise, elim daha çok büyük küpelere gidiyor. Ve fakat, sorun şu ki, ağır küpe takınca kulak deliklerimin uzayarak yırtılmalarından korkuyorum. Böyle manyakça bir fobim var - ne kadar mantıksız olduğunun farkında olsam da, kötü düşünceleri engelleyemiyorum.

Bu yüzden bir süredir küpe yerine, ear cuff'lar almayı düşünüyorum. Alara Kap vesilesi ile gördüğüm, Honestly WTF'ın seçmesi kulak aksesuarları aşağıda. (Bu yazı da böylece dünkü ''all blogs post the same stuff'' temasına uygun oldu, mis.)



 Favorim Topshop Leaf and Stone:


19 Kas 2012

All Blogs Post the Same Stuff

Recyle ede, ede blog yazıyoruz. American Apparel bununla ilgili T-shirt yapıyor, Man Repeller de giyiyor.

Kaynak

Bir Carles* şiiri:

Blogs have let us down
I miss the golden age of the blogosphere
pre-content farm
pre-manufactured buzz

Before the corrupt indie machine had control of the indiesphere
Before the corrupt meme machine had control of 'what goes viral'
Before the mnstrm media became the blogosphere
Before the blogosphere became the mnstrm media
Before the _______sphere ate its own tail

All Blogs Post the same goddamn stuff
No reward for original content
'original content' is a meme gallery
It's all the same.

All Blogs Just Post the Same Stuff.
I h8 the blogosphere.
I h8 the farmosphere
I h8 what I have become.
I h8 what I have been forced to become to FEED MY FAMILY.

I am just a coward
Lost on the internet
Just another page for people to strategically accidentally find [via SEO]
#CyberBullied

I did not sign up to play this game.

Social Media Sharing.
Lamestreamers sharing lists.
'trying 2 hard' think pieces that no1 reads anyways
Celebz.

Is this the media utopia that we always wanted?

The Lonely Content Farmer
Can a Farmer Change the world?
Who is being honest with you?
Are you 'just another internet user'?
Did the internet used to mean more [via dilution] or has it always been the same?

The Blogosphere is Boring
All Blogs Just Post The Same Stuff.

*Hipster Runoff şu hayatta en çok sevdiğim blog'lardan biri. Carles'ın yazdığı her şey beni delicesine eğlendiriyor. HRO forever!

18 Kas 2012

Puantiyeli tırnaklar

Çok iri olmadıkları sürece, hemen hemen tüm puantiye desenlerini severim. Bu yüzden, cutepolish'in aşağıda izleyebileceğiniz videosundaki puantiyeli manikürüne bayıldım. Çok sevimli, çok tatlı. Üşenmesem, denemek isterdim.



17 Kas 2012

Ortaçgil'i sever misiniz?

Uzun, çok uzun süredir Bülent Ortaçgil'i canlı olarak dinlemek istiyordum ve nihayet bu isteğim gerçekleşti; tam da hayal ettiğim gibi samimi, eğlenceli, güzel bir konserdi: Ortaçgil bize ''Ne çalayım size çocuklar?'' diye sordu, bir şarkının sözlerini unuttu (ve süper bir şekilde hiç umursamadı), hem eskilerden, hem yenilerden şarkılar söyledi. Bülent Ortaçgil'in yeteneğine, sesine, duruşuna, sözlerine hayranım.

En sevdiğim Ortaçgil şarkısı olan ''Pencere önü çiçeği'' S. için gelsin, bir sonraki konsere beraber gidelim.




16 Kas 2012

Erinç Seymen / Tohum ve Mermi

Erinç Seymen'in ''Tohum ve Mermi'' isimli sergisindeki işleri pek idrak edememiş olsam da, estetik anlayışını kendime çok yakın bulduğum için, sizlere de RAMPA'daki resimlerini gidip bizzat görmenizi tavsiye ederim.

Fatih Özgüven, sergi kitapçığındaki yazısına şöyle başlıyor: ''Erinç Seymen'in 'kurmacası' keskin ve bulanık, adı konulmuş ve konulmamış, masal ve gerçek arasında gezinir. Gezinir de demeyelim de, sanki bir hışırtıyla kayarak ilerler; imgeleri, derinin üzerinde lazer ışınlarıyla açılmış kesikler gibidir - sonuç aynı, ama süreç daha hızlı ve keskin. (...)''

İşleri çok anlamasam da, bende yarattıkları masal/distopya çağrışımları ve muhteşem çizimleri dolayısıyla gerçekten etkilendim. Kafamı karıştıran, çalıştıran, düşünmemi sağlayan kunst'u seviyorum.

Serve ex Machina

Sürpriz Tanık 1

Sürpriz Tanık 2

15 Kas 2012

Nike Women's İlkbahar/Yaz 2013 Lookbook

Ben spor ürünleri konusunda sıkı bir Adidas'cıyım, ama şunu da itiraf etmek gerekiyor ki, son zamanlarda ''sportswear'' alanındaki en vizyoner fikirler ve teknolojiler hep Nike'den* geliyor.

Nike, İlkbahar/Yaz 2013 Lookbook'undaki ürünleri ''Superhuman'' konseptiyle, uçan olimpik atletler ile tanıtmış. Bu yazıyı bir yere bağlayamadım, ama diyeceğim şu ki: fotoğraflar pek güzel, benim de en kısa zamanda tekrar spora başlamam lazım. Böyle.











Kaynak

*Ben Nike'yi ''Nayki'' diye telaffuz edenlerdenim. Peki doğrusu hangisi? Nayk mı Nayki mi?