23 Şub 2012

!f 2012

Sonradan İstanbullu olanlardan olarak, İstanbul ile ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri, film festivalleri. Şu anda !f devam ediyor.




Bu sene !f’in film seçkisi pek iyi değil. Kime göre, neye göre mi? Elbette paşa gönlüme göre. Zaten köle gibi çalıştığım işimden izin almam mümkünatsız olduğundan, eskisi gibi 20 filme gitme olanağım da olmayacaktı. Bu doğrultuda az iyi film olması, benim açımdan olumlu.

İlgimi çeken ve zamansızlık ve/veya üşengeçlik sebebiyle bilet almadığım, ama bi' ara bi' yerde denk gelirsem mutlaka izleyeceğim filmler:

-El Lenguaje de los Machete
-Gandu
-Bellflower
-Si Piu
-Take Shelter
-Terri
-The Descendants
-Hit So Hard            
-Tatsumi
-Akıntıya Karşı
-Tahrir 2011: The Good, TheBad and the Politician
-The Interrupters
-Becoming Chaz
-Circumstance
-All My Mothers
-17 Filles
-She Monkeys
-Nyman With a Movie Camera
-Zenne
-Nekam Achat Mishtey Eynay
-My Brother the Devil


Bilet aldığım filmler:

-Four Horsemen
-Who Took the Bomp? Le TigreOn Tour
-Un amour de jeunesse
-Evcilik & Little Bride

Four Horsemen’ve Le Tigre’yi bu hafta sonu izledim. 

Horsemen eli yüzü düzgün bir film, ama sinemaya gitmeyi gerektirecek kadar ilginç değildi. Bir iktisatçı olarak pek de yeni bir şey öğrendiğimi söyleyemem, yani evde TV’de izlesem de olurdu. 

Who Took the Bomp ise süper eğlenceli ve Le Tigre’yi neden bu kadar çok sevdiğimizi hatırlatan muhteşem bir müzik belgeseliydi.

Un amour de jeunesse’den çok ümitli değilim. Evcilik de ‘’Türk filmi kotası’’nı doldurmak için gideceğim bir film. Yönetmeni Bingöl Elmas’ın bir önceki filmi Pippa’ya Mektubum çok iyiydi, Evcilik için beklentilerim bu sebeple hayli yüksek. Bakalım bakalım.


Edit:  Un amour de jeunesse, beklentilerimin ötesinde kötü bir filmdi. Kötü derken, sıkıcı. Ergenlikle kafayı bozmuş bir insan olarak ben bile beğenmediysem, böyle bir takıntısı olmayan yetişkinler ne hissetmişlerdir, tahmin bile etmek istemiyorum. Ben film boyunca can sıkıntısından bileklerimi kesmek istedim. Film sonrası !f’in festival yönetmeni olan komik gözlüklü kadını gördüm (kusuruma bakmayın, ismini google’lamaya üşendim şimdi), ve paramı geri istemeyi düşündüm, ama son anda vazgeçtim, çünkü çok uykum gelmişti. Bir daha da hafta için akşamı festival filmine gitmeden önce beş defa düşüneceğim.

Evcilik ise tahmin ettiğim üzere muhteşemdi. Düşündüren, derin, içerikli bir belgeseldi. Rüyama bile girdi – ki bu çok iyi bir işaret, demek ki bu film beni derinden etkilemiş. Şu hayatta, bu ülkede, düzeltilmesi, yapılması gereken o kadar çok şey var ki, ‘’overwhelmed’’ olmamak mümkün değil çoğu zaman. Önemli olan, bu hissin sizi paralize etmesine izin vermemek, bu tür konuları konuşmak, farkındalık yaratmak, kendi çocuğunuzu büyütürken doğru yolu bulmak - bir şey yapmalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder