4 Mar 2012

Beden imgesi

İngilizce'de ''Body Image'' olarak adlandırılan şeyin Türkçe tercümesi, Zargan'a göre ''beden imgesi'' imiş. Ama bu çevirinin asıl konsepti iyi anlattığını düşünmüyorum. Body image daha çok kendi vücudumuzu algılama biçimini tarif ediyor.

Olumlu body image'e sahip olmak, kendini sağlıklı hissetmek, vücudunuzu olduğu gibi (her türlü kusuru ile) kabul etmek ve sevmek demektir. Ama bu elbette bir ütopi. Tanıdığım hiç bir kız arkadaşım, vücudundan memnun değil. Ve bu, kendimi bildim bileli böyle. Bu durumun en üzücü yanı ise, sadece memnun olmamakla kalmıyorlar, hemen hemen tüm yakın arkadaşlarım hayatlarının bir döneminde öyle veya böyle bir tür yeme bozukluğu yaşamış, veya ''en azından'' bir diyet denemiştir.

Hepsi kötü kötü pis pis medyanın suçu diyerek, sorunu basite indirgemiş oluyoruz (ki payı olduğu aşıkar, ama konumuz bu değil). Peki sorun nerede? 

Bence asıl problem, kadın vücudunun metalaştırılması ile ilgili. Kadın vücudu ince ve az da olsa kaslı olmalı, ama yine de meme ve poposu olmalı / her (!) tarafı tüysüz olmalı, ama saçı gür olmalı / makyaj yapmalı, ama makyaj yaptığı fazla belli olmamalı ve daha da gider bu liste. Güzelliğin artık bir endüstri olduğunu yazmama gerek bile yok aslında. Bu dayatmalar dolayısıyla vücutlarımızdan kopmuşluk öyle bir hal almış ki, vücudumuz ile ''ben''i ayrı tutuyoruz. Sağlık hikaye, yeter ki ölçüler dilediğimiz şekilde olsun.

İstanbul'a taşındığım yıl, bir sene içerisinde yaklaşık 13-14 kilo aldım. Sebeplerine detaylı olarak girmeyeceğim, kısaca şunu söyleyeyim: ''masa başı iş'' + yeme alışkanlıklarının değişmesi, ''dikkat'' etmediğiniz takdirde kısa sürede kilo almanıza sebep olabiliyor. 

Body image, güzellik standartları, güzellik endüstrisi gibi konulara, standart sokaktaki insandan daha fazla kafa yoran bir kişiyim. Aklım bana, burnum küçük olmasa da güzel olabileceğimi, dergilerde gördüğümüz ''gözeneksiz'' yüzlerin gerçek olmadığını, bacaklarım iki metre uzunluğunda olmasa da mini etek giyebileceğimi söylüyor. Yine de aynaya baktığımda, karşımda şişman bir kız görüyorum. Ki değilim (çelişkiye gel). Vücut Kitle İndeksinde (ki bu da çok doğru bir ölçü sayılmaz, ama hiç yoktan iyidir) ortaya çıkan değer, skalanın en alt kısmında yer alıyor - yani bir iki kilo versem, ''sağlıksız'' duruma düşeceğim.

Ve fakat, ince olmak için, sağlıksız olmayı göze almaya hazırım. Yukarıda değindiğim üzere, bir çok tanıdığım / arkadaşımın yemek yemekle ilgili bir takım sorunları olmuş / var. Ben hiç bir zaman anoreksik / bulimik vs. olmadım, ama reflüye kapıldım. Yeme düzenim (stresli işim dolayısıyla) o kadar bozulmuştu ki, vücudum yediklerimi tutamamaya başladı. İlaç alarak durum düzeldi, ama yine de bu süreçte yedi kilo verdim.

İşin ilginç tarafı, kendimi daha iyi hissetmiyorum. Sadece bazı kıyafetlerime tekrar sığdığım için sevinçliyim, ama bunun dışında kilo vermiş olmamın ''well being''ime pek bir faydası yok. Çünkü neden? En azından beş kilo daha vermek istiyorum. Beş kilo daha verince ne olacak? Üç kilo daha vermek isteyeceğim. O üç kiloyu da verince, yüzümü beğenmeyeceğim, yanaklarımın boşalmış olmasına üzüleceğim. Bu sefer tekrar kilo almak için çabalayacağım. Ve bu kısırdöngü hiç bitmeyecek.Kendimi en son güzel hissettiğimde, 18 yaşındaydım. Ondan sonra, hangi kiloda olursam olayım, kendimi öyle veya böyle kötü hissettim.

Daha önce de söyledim, ben bir şey hakkında yazmadığım sürece, o konuyla ilgili ne düşündüğümü bilmiyorum. Bu yazıda hiç bir yapıcı öneri yok. Bunu yaparsak düzelir, şunu denersek standartları yıkabiliriz diyemiyorum. Ama bu yazı, bu konuyu ele almam için bir başlangıç.

Pek Tina Fey'ci sayılmam, ama aşağıda çok iyi bir noktaya değinmiş. Yazımı da eğlenceli kapatmış oluyorum. Buyrunuz:


Not: Bu arada, body image yazılarında hep sağlıktan da bahsediliyor. Antropolojik olarak güzellik/sağlık arasında bir korelasyonun var olduğunun farkındayım, ama insanlara zorla sağlık dayatılmasına son derece karşıyım. Şişman insanlara, ''sağlık'' mantrasını empoze ederek, ''sağlığın için kilo vermelisin'' demek, inanılmaz derecede baskıcı bir davranış biçimi. Belki sağlıklı olmak istemiyor? Sana ne? 

Bir iktisatçı olarak, hastane masraflarını azaltmanın kamuya ne kadar büyük faydalar getireceğinin bilincindeyim; ama her şey para / bütçe değil, ve pek US and A yandaşı sayılmasam da, ''Life, liberty and the pursuit of happiness''in herkesin hakkı olduğuna ben de inanıyorum. Önemli olan sağlıklı olmak değil, mutlu olmaktır. Bu, 150 kilo olmak anlamına geliyorsa bile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder