30 Haz 2012

Hayali Alışveriş Listesi #8: Church's Brogues

Bir iktisatçı olarak, moda öğeleri için kullanılan ''investment piece'' tabirine çok kızıyorum. Investment ne demek? Yatırım demek. Yatırımın amacı nedir? İleriye dönük olarak, yatırdığımızdan daha fazlasını elde etmektir. Peki bu herhangi bir çanta / ayakkabı / elbise ile mümkün müdür? NŞA hayır (bunun için aklıma gelen nadir istisnalardan biri Hermès çantalarıdır, ancak kimse bir çantayı ''ileride değerlenir de satarım'' düşüncesi ile satın almadığından, ''investment piece'' olarak saymıyorum).

Bunlara rağmen ''investment piece'' tabirini illa ki kullanacak olsam, Church ayakkabıları için tercih ederim. Tasarımları über-klasik olduğu için, yıllar boyunca giyilebilir. Duyduğum / okuduğum kadarıyla kaliteleri de tasarımları kadar zamansız - yani uzun seneler kullanılabilir cinsten. Elbette bu iki unsur fiyata da yansıyor ve bu sebeple Church Brogue'ları - şimdilik - ancak *hayali* alışveriş listemde yer alıyor.






29 Haz 2012

Merve Kahraman / Hybrid No. 2

Merve Kahraman genç bir iç mimar / mobilya tasarımcısı. İtalya'daki eğitimi sonrası, çalışmalarını İstanbul, New York ve Londra'da sürdürmekteymiş. 

Websitesindeki tasarımları arasında beni en çok etkileyen, tavşan koltuğu oldu. Merve, mobilya ve hayvanları bir araya getirdiği mobilyalarına son derece uygun şekilde ''hybrid'' ismini vermiş. Diğer tasarımlarının fikir altyapıları ise çoğunlukla geri dönüşüm (recycle) üzerine kurulu. Merve Kahraman'ın sonsuz görünen yaratıcılığı karşısında saygıyla eğiliyor, ve tüm projelerine buradan göz atmanızı tavsiye ediyorum.








28 Haz 2012

Nr. 39 ayakkabıları

  
Nr. 39'un müşterisi olmamama rağmen, markayı ismen tanıyordum ve bugün - iş gereği - ayakkabıları ile yüz yüze tanışmış oldum.

Tasarımlarının fazlasıyla ''over the top'' olduklarını herhalde anlatmam gerekmiyor. Nr. 39'un - bence - asil, şık veya zarif olma gibi bir derdi yok. Zaten hedeflerinin de bu olduğunu düşünmüyorum. Önemsedikleri, eğlenceli, başka yerde bulamayacağınız tasarımda, düzgün kalitede, makul fiyatta ayakkabılar üretmek. 




Ayakkabıları benim stil ve zevkime çok uymasa da, el işciliği ile çalışıyor olmalarını, gerçek deri kullanmalarını ve sunuma verdikleri değeri (örneğin ayakkabı kutuları muhteşem) son derece takdir ediyorum. 

Bonus:


27 Haz 2012

Baxter / I Can't See Why

Bugünün / gecenin şarkısı hipster beybi S. için gelsin, ne de olsa benden çok daha küçük olmasına rağmen, Baxter'i bana öğreten kişi ta kendisidir. Yine Klaxons gelse de, bir konserde karşılaşsak, sarılıp gülsek, oynasak.



26 Haz 2012

Sartorialtwist

Herhalde Sartorialtwist'i son keşfeden kişi benim; ancak yine de belki üç, beş duymayan bulunuyordur diye düşünerekten, paylaşmak istedim.

Sartoryo'nun fotoğraflarını üçe bölüp (kafa / gövde / bacaklar), bir adet randomizer kurarak, uzun süreli bir eğlence kaynağı yaratılmış. Sen de yap, güzel oluyor.







25 Haz 2012

M.I.A.'dan USB kolye

Billboard'un haberine gore, M.I.A., Bad Girls sarkisinin remixlerini, BMW anahtarina benzeyen altin kaplama bir USB bellegin asili oldugu kolye formatinda piyasaya surecekmis.

Bad Girls'un orijinali soyleydi :

Spin'e gore, "album"de 3 remix olacak : Missy Elliott ile Azealia Banks'li N.A.R.S. remix, yine Missy Elliott ile bu sefer Rye Rye'li Switch remix, ve son olarak Leo Justi remix.
Kolyeyi buradan 50 dolara satin alabilir, Switch remixi ise SoundCloud'da dinleyebilirsiniz. 

24 Haz 2012

Proenza Schouler GIFs

Proenza Schouler en çok beğendiğim markalardan biridir. Jack McCullough ve Lazaro Hernandez bence gençler arasında en yetenekli tasarımcılardan. Kıyafetleri, çantaları, takım olarak çalışmaları, mütevazi tavırları, ana kuzusu olmaları, Lazaro'nun gülüşü beni cezbediyor*. Daha önce de söylemiştim: zengin olup tüm koleksiyonlarını komple satın almak istiyorum.

GIF'leri de neredeyse Proenza kadar çok severim. Jeanette Hayes'in Proenza Schouler için yaptıkları tüm GIF'ler ise birer şaheser, mükemmellik, neşe. Favorim ise Sabrina'lı olan, kendisinin varlığını tamamen unutmuştum.












 *I know he's gay (._.)



23 Haz 2012

The Flaming Lips and Heady Fwends

Mart sonunda duyurdugumuz Flaming Lips isbirligi The Flaming Lips and Heady Fwends, Record Store Day vesilesiyle plak olarak basilmisti. Album simdi dijital formatta ve CD olarak da yayinlaniyor.

Rolling Stone'da Ghostland Observatory ile birlikte kaydedilen Tasered and Maced'i dinleyebilir, asagida paylastigimiz sarki listesine ek baska bilgilere de ulasabilirsiniz.

2012 (You Must Be Upgraded) (featuring Kesha, Biz Markie and Hour of the Time Majesty 12)
Ashes in the Air (featuring Bon Iver)
Helping the Retarded to Find God (featuring Edward Sharpe and the Magnetic Zeros)
Supermoon Made Me Want to Pee (featuring Prefuse 73)
Children of the Moon (featuring Tame Impala)
That Ain't My Trip (featuring Jim James)
You, Man? Human??? (featuring Nick Cave)
I'm Working at NASA on Acid (featuring Lightning Bolt)
Do It! (featuring Yoko Ono/Plastic Ono Band)
Is David Bowie Dying? (featuring Neon Indian)
The First Time Ever I Saw Your Face (featuring Erykah Badu) (written by Ewan MacColl)
Girl, You're So Weird (featuring New Fumes)
Tasered and Maced (featuring Aaron Behrens of Ghostland Observatory)

 
Yetmedi mi ? Rolling Stone'un bir baska haberine gore ise, Flaming Lips "simdiye kadarki en iyi albumleri"nin kayitlarini yakinda bitirip, sonbaharda piyasa cikaracaklar.

20 Haz 2012

Yeni Charlie Sheen dizisi Anger Management

Anger Management, Jack Nicholson'a ragmen, tum Adam Sandler filmleri gibi kotuydu.
Jack Nicholson'i cikarip yerine Charlie Sheen'i koyunca, formati da filmden diziye donusturunce iyilesir mi ?
Amerikalilar 28 haziran aksami, bizden meraklilar da 29 haziran sabahi bu sorunun cevabini ogrenenecekler.

19 Haz 2012

The clock clock

Uzun süredir wishlist'imde olan Nixon'u bir türlü alamadım.

Onun yerine aşağıdaki videoyu izliyorum, tekrar tekrar tekrar ve tekrar.


The clock clock by humans since 1982, 2010 from Humans since 1982 on Vimeo.

18 Haz 2012

Street Style Blogs are so 2009

Street style blogs are so 2009. Bu yüzden artık sokak modası fotoğrafçıları yenilikler denemeye başlıyorlar. Statik fotoğraf yerine, sokak modasını kısa hareketli görüntüler ile gözetlemek hoşuma gitti, tazelik getirdi. Siz de buyrun.




17 Haz 2012

Laura Redburn / Card Board Cities kolajları

Daha önce kolaj sevgimden bahsetmiştim. Laura Redburn'ün işleri kafamdaki ''ideal kolaj'' imajına cuk oturuyorlar. Renkler, retro hissi, moda dünyasına göz kırpmalar - bunların hepsi hoşuma giden şeyler.

Laura'nın CARDBOARDCITIES işlerini buradan satın alabilirsiniz.  










BONUS:



Untitled from cardboardcities on Vimeo
 
 

16 Haz 2012

İlginç zamanlarda yaşıyoruz

Yakında ayakkabılarımızı kendi evimizin sıcaklığında tamamiyle paşa gönlümüz doğrultusunda tasarlayıp, üç boyutlu yazıcımızdan ''basarak'' anında giyebilecekmişiz. Haberin detayları burada.


Kaynak

14 Haz 2012

Hacı Bekir brownie - yine yeni yeniden

Hacı Bekir'in brownie'lerinden daha önce bahsetmiştim. Bugün ghost Hacı Bekir'in İstiklal Caddesi şubesinden kendisine şeker, bana da brownie almış.

Ancak brownie'lerin şekli değişmiş ve daha muffin-vari olmuşlar. Şekli değişince, üstündeki mis (!) çikolata sosu da yok olmuş ve yerine ince ve kuru bir katı krema katmanı gelmiş. Yazın çikolata sosu çok çabuk eridiği için böyle bir değişiklik yaptıklarını umuyor, ve brownie'lerinin yakın zamanda özüne dönmelerini diliyorum. Peki yine de mis miydi? Evet.

Bu sefer fotoğrafını çekmeyi de başardım, buyrunuz:







13 Haz 2012

Ölümsüzler

Bir takım rus bilim-insanı, sonsuza dek yaşayan insanı yaratmak / oluşturmak üzere kendilerini bilinçli bir şekilde toplumdan izole ederek, Gavdos isimli Yunan adasında çalışmalarını sürdürmekte. Sağlam bir bilim kurgu filminin içeriğinin kısa tanımı gibi bir cümle kurduğumun farkındayım, ancak bu olay gerçek.

Kulağa bir ''mim'' gibi gelse de, kısa bir araştırma sonucu, bu insanların gerçekten var olduklarını öğrenmiş bulundum ve haklarında çekilen belgesel daha da ilgimi çekti. Gavdos'daki topluluğun büyük kısmı Çernobil'i yaşamış ve yaklaşık 15 yıldır adadalar. Hikayenin detayları, VICE'da.

Ayrıca belgeseli çeken Yiorgos Moustakis'in filmini bitirebilmek için paraya ihtiyacı varmış; ilginizi çektiyse, buradan bağışta bulunabilirsiniz.





12 Haz 2012

Maison Martin Margiela with H&M

Artık bunu kaçıncı kez söylüyorum bilmiyorum, ama H&M bana göre bir süper olay!

Bir sonraki tasarımcı işbirliği Maison Martin Margiela ile olacakmış, ki bu ne kadar muhteşem, ne kadar harika, ne kadar nefis bir durumdur? Elbette Margiela artık Margiela-sız olduğu için, eski cazibesini kaybetmiş durumda, ama eski halinde olsa, zaten asla bir H&M kolaborasyonuna yaklaşmazdı.

“Vizyonumuza yeni bir yorum katacak olan MAISON MARTIN MARGIELA parçalarını, H&M ile birlikte sunmaktan mutluyuz. Modamızın demokrasisi daima yaratıcılığımızın merkezinde olmuştur ve H&M ile yaptığımız işbirliği bu  içgüdümüzü daha fazla devam ettirmemizi sağlıyor. Herkesi şaşırtacak bir şekilde her iki markanın kontrast dünyasını  biraraya getireceğiz.” 
MAISON MARTIN MARGIELA

15 Kasımı bekliyoruz, heyecanla.






11 Haz 2012

Willy Moon / I Wanna Be Your Man

Willy Moon'u bu kadar geç keşfetmemden dolayı, öncelikle onsuz geçirdiğim aylar için oturup ağladım. Tamam, abartıyorum, ama cidden çok eğlenceli ve ''fresh'' şarkıları var, ben şahsen bayıldım.

Stili ve dansları da muhteşem ötesi. Henüz 21 yaşında olmasını öğrenmem ile ise yıkıldım, artık dinlediğim müzisyenlerin benden genç olmaları beni yavaş yavaş endişelendirmeye başlıyor.

Willy bana bir yandan Gonzales'i, diğer yandan Louis Austen'i hatırlatıyor. Ki bu iki referans ile sırtı yere gelmez.

En çok sevdiğim şarkı ve klibi aşağıda, diğerleri için tıklayınız.




10 Haz 2012

Yaz gününde çorap

Bu sıcaklarda aslında çorap konuşmak elbette çok yanlış bir hareket, bu yüzden peşinen özür diliyorum. Ama BZR'nin ince çorapları günlerdir bir türlü aklımdan çıkmıyor, ben de kendimi bu ızdıraptan kurtarmak için, haklarında yazmaya karar verdim. 

İnce çorapların hayatımdaki önemi büyük. Etek-sever olarak, tüm kışı mus çoraplar içinde geçiririm. Beyaz çorap hakkındaki düşüncelerimi daha önce burada belirtmiştim. Bir de bi' aralar American Apparel'in (ki kendilerini protesto ettiğim için ürünlerini satın almıyorum, ama o başka bir yazının konusu) bir bacağı beyaz, diğeri siyah olan çorapları vardı - halen aklımdalar.

 Ombre ''olayını'' bir seviyor, bir sevmiyorum, ama bu aralar taraftarıyım, evet.






9 Haz 2012

INTERVIEW: Marc Jacobs

Herhalde herkes Marc Jacobs'u az çok seviyordur, değil mi? Hani belki tasarımlarına ''meh'' diyorsunuzdur, ama ''ıyyyy nefrrret ediyorum Marc Jacobs'tan'' diyeni duymadım henüz.

Ben de delicesine hayranı değilim, ama genel olarak tasarımlarını düzgün buluyor ve arada bir aşık olduğum parçalar da görüyorum koleksiyonlarında (şekil a).

Aşağıdaki röportajda en çok lüks hakkında konuştuğu kısmı sevdim. Marc - dantelli elbise giymediği sürece - iyidir. (Bu arada ömrümde henüz bir kez bile INTERVIEW dergisini almamış olmam popüler kültürel gelişimim açısından büyük bir kayıp mıdır?)




INTERVIEW: Marc Jacobs from Interview.de on Vimeo.
 
 

8 Haz 2012

Tebrikler S.!

S. şu hayattaki en yakın arkadaşlarımdan biri. Beni dört yaşımdan beri tanıyor ve kendisini - artık eskisi kadar görüşemesek de - çekirdek ailemden sayarım. Tam da bu yüzden ''aile'' zaten, çünkü aylar boyunca konuşmasak da, hep ''orada'' olduğunu biliyorum. Aylar boyunca konuşmamak nasıl arkadaşlık diyebilirsiniz. Ama ben ne zaman Ortaçgil* dinlesem, ne zaman Simpsons izlesem, ne zaman baskılı bir T-shirt görsem, o zaten yanımda. 

S. beni 15 yaşında hayatı anladığını sanan gerizekalılarken de tanıyıp, severdi. O zamanlar dünyayı kurtarabileceğini sanan, kahraman, cesur, harika çocuklardık. S. olmasa, Tim Bendzko'nun bu şarkısı bana hiç bir şey ifade etmez, sıradan gelirdi. Ama S. paylaştığı için, önemli. Ben bi dünyayı kurtarıp geleyim, sonra atlayıp Zürih'e geliyorum bebek!





7 Haz 2012

Nike Air Yeezy 2

Kanye West'i College Dropout döneminde çok severdim, pek severdim. O dönemlerde, Pharrell, Busta Rhymes, Beastie Boys ve Wu-Tang Clan ile birlikte, en çok sevdiğim hip hop insanları arasındaydı. Sonra herhalde megalomani'den olacak ki delirdi. Delirdiğinden beri elbette ki artık kendisini tasvip etmiyoruz, ama yine de bir Jesus Walks olsun, bir Through the Wire olsun, bir Stronger olsun, ne zaman duysam coşarım.

Kanye son zamanlarda modaya el atmaya çalışıyor, ama bir türlü başaramıyor. Bir Michelle Tanner bile olamadın Kanye, ahaha. En azından Kim Kardaşyan (ki ''Keeping Up with the Kardashians''a bayılıyorum) senin sayende biraz daha havalı giyinmeye başladı. Her neyse, Schadenfreude bir yana, Kanye'nin Nike ile işbirliği devam ediyor ve marka için tasarladığı ikinci sneaker 9 Haziran'da üç beş şanslının eline geçecek. 

Fiyatı 260 Euro olan bu ayakkabıların hastası olmadım, ama gri renklisi bana hediye edilse, elbette severek giyerdim. Yine yazımın başına dönmek istiyorum: Kanye West'i College Dropout döneminde çok severdim, pek severdim. O zaman sneaker'lara karşı da derin hisler beslerdim, ama artık daha çok babet / Toms-Keds-Superga giyiyorum. Sneakers are so 2005. Ama geri geliyorlar, farkındayım. Belki dolabımın arka köşelerindeki adidas x Stella'ları tekrar ortaya çıkarmanın vakti gelmiştir.

Bu arada anladığım kadarıyla Yeezy 2 her yerde bulunmayacak. Ama örneğin Colette satacak - Twitter üzerinden kampanya ile. Almak isteyenlere bol şans dilerim!







6 Haz 2012

CFDA 2012 ödül töreni

CFDA'in (Amerikan Moda Tasarımcıları Konseyi) 2012 ödül törenindeki tek kayda değer kıyafetin Pharrell'e ait olması, üzücü. Anna Wintour bile günlük bir kokteyl elbisesi ile gelmiş, bu da olayın sönüklüğünün kanıtıdır. Zaten Olsen kardeşlerin yılın tasarımcısı seçildiği bir ödül töreninden ne beklenebilir ki? Yanlış anlaşılmasın, Olsen'ları girişimci kimlikleri ile severim, sayarım, ama onca tasarımcı dururken, ödülün onlara verilmesi çok anlamsız bir hareket. Ayrıca Garance Doré ve Scott Schumann'ın aldığı ödülle ilgili de kızgınım, grrrr!

Tüm kazananların listesi için buraya, Pharrell dışındaki konukların giydikleri için ise buraya tıklayın.



5 Haz 2012

Sedef Doner

Milli fast food'larimizdan donerin "en iyi"sini belirlemek imkansiz. Zira her sokakta bir bufe var.
Aya Irini'deki bir konser icin yolumuz Sultanahmet'e dusunce, Vedat Milor'un cok olumlu degerlendirdigi, en iyiler arasinda saydigi Sedef'i denemeye karar verdik.

Asagidaki videoda da goreceksiniz, Sedef hem kullandigi et, hem de pisirme bicimi ile fark yaratiyor(mus) : %80 sut danasi + %20 kuzu dosunden olusan eti once terbiye ediyorlar, ardindan komur atesinde pisiriyorlar.

Tabii biz, eger videoyu izlemeseydik bunlari tahmin edemezdik. Zira saat 18:45'te bufeye geldigimizde, siparis verdigimiz iki porsiyona yetecek kadar doner kalmadigini belirttiler. Bu nedenle bir pide ici et, bir de durum tavuk doner yedik.
Et doner, muhtemelen bekledigi icin, cok kuru ve lezzetsizdi. Belki surumun cok oldugu ogle saatlerinde gercekten Milor'un methettigi kadar guzeldir, ancak bizzat yedigimizi yok sayip ideal kosullardaki hayali doneri degerlendiremeyecegimize gore, malesef 2 yildizlik oldugunu ifade etmek zorundayiz.
Tavuk doner konusunda ise fikri beyan etmeyecegim cunku tavugu da doneri de ayri ayri sevmeme ragmen, tavuk donerden hoslanmam.


Video resmi bir kaynaktan olmadigi icin, programi YouTube'a 2 bolumde yuklemisler. Biz yalnizca ilkini paylastik. Ikinci bolumun sonunda Milor, denedigi 3 bufe arasinda en yuksek notu Sedef'e veriyor :


Belki videoda dikkatinizi cekmistir, bufenin ayrani da methediliyor.
Bizce kotu degildi, ama ornegin 2 gun once gittigimiz Odabasi'nin muhtesem ayranina kiyasla cok sonuktu.

Temel bilgiler :
Divan Yolu Caddesi, Sultanahmet ile Cemberlitas tramvay duraklari arasi, Sultanahmet
(212) 516 24 20

Haziran 2012 fiyatlari :
Porsiyon et doner (90 gr) : 12 TL
Durum et doner (70 gr) :  8,50 TL
Pide et doner (50 gr) : 6 TL
Ayran : 2 TL
Sutlac : 4 TL

4 Haz 2012

Upper West Side burger/falafel

Son yillarin gozdelerinden butik hamburgerciler, artik listelenemeyecek kadar cogaldi.
Bunlar arasinda, yalnizca eti dusundugumde Dukkan Burger'i, genel konsepte gore degerlendirdigimde ise Gourmet Burger Kitchen'i tercih ederim; zira GBK soslariyla-garniturleriyle digerlerinden cok daha onde.
Fakat bu mekanlarin temel problemi, Burger King - McDonald's'in 8 liralik burgerinin karsisina, 20 liralik burgerle cikmalari. Bu iki ucun ortasindaki fiyat araliginda kendini one cikartabilecek mekanlar oldugunu dusunuyorum.


Bu niyetle denemek istedigim, Cevahir'deki Carl’s Jr.'a dogru yola cikmisken, birden Upper West Side'a rastladim. Beni, zaafim olan falafel ile tavladi. Carl’s Jr. da bir baska bahara kaldi.

UWS'a, yalnizca falafel koftesini degerlendirecek olursam Taksim'deki Falafel House'dan, pide icinde soslu-salatali falafel sandvicini degerlendirecek olursam da Nisantasi'ndaki Falafel Veggie'den daha dusuk not veririm. Kotu degildi; ama alaninda daha guclu rakipleri var.

UWS'da falafelin yanisira Philly (Cheese) Steak sandvic -ince biftek dilimleri, karamelize sogan, mantar ve cedar peynirli sandvic- ve Fried Onion Burger yedik.
Malzemeleri, yukarida bahsedilen Burger King - McDonald's standardina kiyasla daha zengin. Ustelik, onlarin burgerlerinden daha saglikli bir yiyecek yenildigi hissini yaratiyor.
Fakat malesef lezzet olarak bir ust sinifta degil. Yani, Dukkan Burger - GBK'dan daha ucuz bir secenak aramama, ve daha az para harcama karsiliginda lezzetten bir nebze fedakarlik yapmaya hazir olmama ragmen, UWS bu boslugu dolduramadi.

Temel bilgiler :
Cevahir AVM, Sisli
Kredi kartlari gecerli.

Haziran 2012 fiyatlari :
Falafel pita : 6,5 TL
Philly Steak sandvic : 9,5 TL
Fried Onion Burger : 9,5TL
Mesrubatlar : 2,5 TL
(Buyuk) Ayran : 3,25 TL
Su : 1,5 TL