30 Eyl 2012

Christoffer Relander: We Are Nature

Christoffer Relander'ın ''multiple exposure'' tekniği ile çektiği fotoğraflar çok güzel, pek güzel. Bu teknikte tek bir pozda iki fotoğraf birleştiriliyormuş. Fotoğrafçılık hakkında hiç bir şey bilmediğim için, fazla detay veremeyeceğim, ama multiple exposure örnekleri arasında gördüğüm en etkileyiciler Relander'ınkilerdi, çünkü bu tekniği çok anlamlı bir şekilde kullanıyor: we are nature. Biz doğayız, doğa içimizde - her ne kadar İstanbul'da bunun her zaman farkında olmasak da.








29 Eyl 2012

Pharrell'in kitabı: Places and Spaces I've Been


Sevgili(m) Pharrell kitap çıkarıyormuş. Bunun haberi Nisan ayından beri blog'larda dönüyormuş, ben ise ancak şimdi öğrendim. 16 Ekim'de piyasaya sürülecek kitabı şahsen şimdiden Amazon'dan ''pre order'' ettim.

Kitabın ismi ''Places and Spaces I've Been''. İçeriğinden bahsetmeme gerek yok, çünkü aslında pek umrumda  değil. Pharrell'in eli değdiyse, altındır, gökkuşağıdır, portakallı çikolata dondurmasıdır. Fanboy'unum Pharrell!

Kitap, üç farklı kapak renginde yayınlanacakmış. Favorim açık yeşil / turkuaz tonunda olanı.

28 Eyl 2012

Azealia Banks Aaaliyah'nın izinden gidiyor

Azealia'yı sevdiğimi daha önce de söylemiştim. Bugün itibariyle ise sevgim daha da arttı, zira kendisi 90'lı yıllarının Aaliyah'sı tadında bir klip çekmiş, ne de iyi etmiş. Aslında sadece klip değil, şarkının kendisi de bana Aaaliyah'yı çağrıştırdı. Rahat uyu Aaliyah, sen de çok yaşa Azealia.

(Kıyafetler de 90'ları anımsatıyor. Böylece konseptte bir bütünlük yaratılmış. Peki bu, kıyafetleri beğendiğim anlamına mı geliyor? Hayır. Ama tutarlık ve genel olarak kavramsal çalışmak iyidir, severiz.)



27 Eyl 2012

Who's that girl? It's Mindy!

Yaklasik 6 ay once, Mindy Kaling'in kendi dizi projesi uzerinde calismaya basladigini duyurmustuk. Fox nihayet, ustelik New Girl'den hemen sonra, The Mindy Project'i yayinlamaya basladi.


Mindy - Mindy Kaling degil de, kariyeriyle mesgul, ama "ask" pesindeki Mindy Lahiri - hem Kelly Kapoor hem de Jess'e kiyasla daha gercekci bir karakter.
Bu sayede, "romantik komedi" formatini genisletiyor; romantizme (Jess'te - eger dalga gecmek icin kullanilacak bir sakarlik degilse - var olmayan) cinselligi, komediye ise (Kelly'de var olmayan) sarkazmi/zalimligi ekliyor. Peki bu, dizi icin iyi bir sey mi ? Onu da birkac bolum daha izledikten sonra degerlendirelim.

26 Eyl 2012

Casting / Manken seçimi

Daria Werbowy

Bugün hayatımda ilk defa bir fotoğraf çekimi öncesi manken ''casting''ine katıldım. Daha önce de fotoğraf çekimlerinde müşteri tarafında yer almıştım, ama manken seçimi bemim görevlerim arasında yer almıyordu. 

Casting denen şey çok tuhaf bir olay. Kızlar* ajans tarafından casting mekanına getiriliyor, siz de ilk olarak fotoğrafçı ile birlikte mankenlerin lookbook ve sedcard'ını inceliyorsunuz. Sedcard'da belirtilmiş ölçülere odaklanıyorsunuz. Manken yeterince uzun mu? Gögüsleri nasıl? Peki ya bacakları?


Mariacarla Boscono

Mankenler bu arada casting için seçilen kıyafetleri giyiyorlar. Siz de fısıldamaya başlıyorsunuz. Yabancı oldukları için sizi büyük ihtimalle zaten anlamıyorlar, ama insanlık hali işte, dedikodu yapıyormuş gibi hissettiğinizden, sesinizi otomatik olarak alçaltıyorsunuz. Ve eleştiriler başlıyor: ''Brezilyalı kızın bacakları kalın'', ''Sarışın fazla 'İskandinavyalı' havasında, markamıza uymaz'', ''Keşke x'in saçları uzun olsaydı, böyle kullanamayız'', ''Cildi çok bozuk, bunu photoshop ile düzeltebiliyor muyuz?**', ''Kumral kızın burnu estetikli galiba, bize daha doğal biri lazım''. 

Casting, benim için genel olarak rahatsızlık verici bir deneyimdi. Çünkü mankenleri insan olarak değil, ürün olarak varsaymak mecburiyetindesiniz. Elbette hepimiz, ister istemez, bilinçli olarak veya farkında olmadan etraftakilerimizi dış görünüşlerine göre değerlendiriyoruz. Ancak bunu bu kadar somut ve bilinçli şekilde yapmak bayağı bir garip. Ve zor. 

Karlie Kloss

* Tüm mankenler ilelebet ''kız''dır. Kaç yaşında olurlarsa olsunlar, ''kadın'' denmez onlara. Bu, İngilizce'de de böyle. Varsa, yoksa ''girls''. Bunun sebebi (herhalde) bu tabirlerin onları metalaştırmayı kolaylaştırıyor olması.

** Photoshop is everything. Cildi düzeltmek de neymiş, yepyeni bir insan yaratabiliyorsunuz Photoshop ile. Mankenlerin lookbook'uyla, canlı kanlı hallerini karşılaştırınca, dergi sayfalarında gördüğünüz hiç bir fotoğrafın gerçeği yansıtmadığını anlamış oluyorsunuz.

25 Eyl 2012

Bat For Lashes / Marilyn

Bat For Lashes'i yıllar önce bir festivalde dinlediğimde, ileride kendisini delice seveceğimin henüz farkında değildim. Örneğin Fur And Gold Erasmus yılımın en önemli soundtrack'lerinden biriydi.

Yeni albümü ''The Haunted Man''den bir şarkı aşağıda.




BONUS


24 Eyl 2012

Ciate'den pullu payetli oje

Daha önce insanlığa ''havyar manikürü'' muhteşemliğini armağan eden Ciate, bu sefer de pullu manikür ile karşımızda. Şu hayatta puldan, payetten güzel ne var? Tamam, çok şey var, ama pul severiz, pul iyidir, candır. 



Yakında piyasaya sürülecek pullu manikür setleri üç farklı renkte (renkli Harlequin, pembe tonlarında Tutu ve siyah metalik Super-Duper) ve 15$'a satılacaklarmış. Bakalım bizim diyarlarımızdaki Sephora'larda bulabilecek miyiz?

19 Eyl 2012

BBC Phiharmonic presents...The xx

Birazdan The xx BBC Philharmonic ile birlikte konser veriyor olacak. xx minimalizminin orkestra uyarlamasına nasıl yansıyacağını merak ediyorum. Aranjmanları Alex Baranowski yapmış, canlı yayın da elbette BBC Radio'dan.




Yayın için tıklayın.


18 Eyl 2012

Humanae



"Humanae  is a chromatic inventory, a project that reflects on the colors beyond the borders of our codes by referencing the PANTONE® color scheme. (PANTONE® Guides are one of the main classification systems of colors, which are represented by an alphanumeric code, allowing to accurately recreate any of them in any media. It is a technical industrial standard often called Real Color). The project development is based on a series of portraits whose background is dyed with the exact Pantone® tone extracted from a sample of 11x11 pixels of the portrayed’s face. The project’s objective is to record and catalog all possible human skin tones."

Yeni işim için renkler ve Pantone ile ilgili araştırma yaparken, ''Humanae'' projesinin websitesi ile karşılaştım. Angelica Dass'ın ten rengine sanatsal yaklaşımını hem estetik, hem entelektüel açıdan çok takdir ettim.

Çektiği kişilerin yüzlerinden minik bir kareyi seçip, o karenin Pantone rengi karşılığını belirleyip, fotoğrafın arka planını o Pantone tonuna boyuyor. Hedefi, mümkün olduğunca fazla farklı ten rengini bu şekilde kategorize ederek, ten rengiyle ilgili kafamızadaki kodları / ön yargıları / fikirleri yıkmak. Tayland tatilimizde (detaylar yakında geliyor) en çok ilgimi çeken şeylerden biri, hemen hemen tüm kremlerin beyazlatıcı özelliği olmasıydı. Bu kremlerin varlığının daha önce de farkındaydım, ama normal ürünler yanı sıra satıldıklarını düşünüyordum. Halbuki orada beyazlatıcı özelliği olmayan krem bulmak gerçekten zor. Bu, elbette üzücü bir durum. İnsanın kendi ten rengiyle barışık olamaması kadar üzücü bir şey düşünemiyorum.

Halen beden imgesi hakkında konuşulacak çok şey var - ne yazık ki.


17 Eyl 2012

Hayatımın kadınlarından Caroline Issa

Caroline Issa, şu hayatta en çok beğendiğim kadınlardan biri. 

Kaynak

Çinli kızları Şangay ve Pekin ziyaretlerimde birebir gördüm, ''inceledim''. Bazılarının kemik yapıları o kadar zarif, o kadar güzel ki, insan değil, başka bir şeyler. Diğer yandan İranlı kızların gözleri, kaşları, ten renkleri muhteşem - her zaman çok beğenirim. Caroline Issa'nın annesi Çinli, babası ise yarı İranlı-yarı Lübnanlı. Yani? Kendisi benim estetik anlayışıma göre mükemmel DNA karışımı ile dünyaya gelmiş ve bunun yanı sıra, şu anda Moda endüstrisinde çalışıyor olsa da, aslen Wharton mezunu bir finans uzmanı. Belli ki kendisi hayallerimdeki kadın. I (heart) Caroline.

Caroline'in güzelliğinin tadına varabilmek için, aşağıdaki Garance Doré videosunu izlerken, sesini kısmanızı tavsiye ediyorum. Böylece Caroline Issa'nın zarif el hareketlerini, mimiklerini, gülüşünü daha konsantre bir şekilde görebileceksiniz. En azından ben öyle yapıyorum. Hafif ''creepy'' bir davranış bu, biliyorum, ama kendime engel olamıyorum. Aşk böyle bir şey.





16 Eyl 2012

New York Moda Haftası İlk Bahar / Yaz 2013

Bir New York Fashion Week daha bitti. Artık yeni bir işim olduğu için (yayy!) hem eskisi gibi günde 12 saat çalışmıyorum, hem de bu iş tekstil endüstrisinde olduğundan (double yayy!!), moda haftası fotoğraflarına bakmak, Diane von Furstenberg'in Google Glass videosunu izlemek ve benzer aktiviteler işimin bir parçası. Heaven is a place on earth with you, sevgili yeni şirketim.

Ama konumuza geri dönelim: NYFW SS13

Veya henüz dönmeyelim, söyleyeceklerim var. Koleksiyonları değerlendiren / değerlendirdiğini sanan blogger'lara sinir oluyorum. Üzgünüm, ama style.com'dan üç beş koleksiyonun fotoğraflarına göz atarak moda eleştirmeni olunmuyor. Bir kere kıyafetlere bakarak, tasarımcının önceki koleksiyonları ve başkalarının eski işleri arasında bağ kurabilmek gerekiyor. Hem tarihi çok iyi bilmek, hem de güncel siyasi ve sosyo-kültürel gelişmeleri takip etmek gerekiyor. Aynı zamanda geniş ve derin akademik moda bilgisi gerektiriyor. Bunlar yanı sıra kendi estetik anlayışını bir kenara bırakabilip, koleksiyonları mümkün olduğunca tarafsız (''objective'') değerlendirebilmek gerekiyor.

Yukarıdakilerin hiç biri, ve özellikle sonuncusu, standart moda bloggerlarında bulunmuyor. Buna elbette ben de dahilim. Bu yüzden, moda haftaları ile ilgili yazarken tek amacım, ileride hatırlamak için, illa ki sahip olmak istediğim değil, ama beni farklı yönleriyle etkileyen kıyafetleri belgelendirmek, hayranlığımı ve takdirimi sunmak. Bu kadar. 

Brood

Brood

Brood

Christian Siriano

Custo

Custo

Custo

Ohne Titel

Ohne Titel

Ohne Titel

Oscar de la Renta

Oscar de la Renta

Peter Som

Pierre Balmain

Rag&Bone

Rag&Bone

Suno

Suno

Theyskens' Theory

Tibi

Victoria Beckham

Victoria

Victoria

Zac Posen

Rebecca Minkoff

Rebecca Minkoff

Threeasfour

Y-3

Y-3

Proenza Schouler

15 Eyl 2012

Nurses / Technicolor

Son günlerde Nurses'in ''Technicolor''unu tekrardan keşfedip, yüzlerce kez dinledim. Sizleri de bağımlısı yapmak için, paylaşayım dedim. Benim için mükemmel sonbahar müziği budur.

I can make it if I wish.



14 Eyl 2012

Vogue Fashion's Night Out Türkiye



Dünkü FNO bizim açımızdan - geçen senekine göre - oldukça sönük geçti. Biz FNO lokasyonlarından Nişantaşı'nı tercih ettik ve beklediğimiz kalabalık ile karşılaşmadık. Geçen sene tüm Nişantaşı adeta bir sokak partisine dönüşmüştü, ve o kader çok etkinlik ve eğlence vardı ki, hepsine yetişemeden yorulup, evimizin yolunu tutmuştuk.

Ne yazık ki bu seferki senaryo farklıydı. Sokaklar normal bir Perşembe akşamına göre daha kalabalıktı, ama ''halk'' pek neşeli görünmüyordu, mağzalar ise - bir kaç istisna dışındaa - sinek avlıyordu.

Amatör blogger olarak tabii ki fotoğraf makinemi evde unuttuğum için, ne yazık ki gördüğüm güzel giyinmiş kızları belgeleyemedim. Artık önümüzdeki maçlara bakacağız.

Not: Bu arada bu sene Türkiye FNO'u acaba neden diğer ülkelerden bir hafta sonra gerçekleştirdi?

13 Eyl 2012

Luxirare ile sonbahar

Luxirare o kadar üstün bir insan ki, tozluk ve devasa halka küpe gibi ''uncool'' nesneleri bile havalı hale getirebiliyor. Tek üzüldüğüm şey, gri kazak ve siyah jean ile kahverengi kemer takıyor olması. Onun dışında: mükemmel. Her zaman olduğu gibi.