16 Ara 2012

Cinsel kimlikler ve androjin mankenler

Andrej Pejic / Kaynak

Benim dünya görüşüme göre, insanın cinsiyetini cinsel organları değil, hisleri belirtir. Yani erkek olarak doğmuş olabilirsiniz, fakat kendinizi kadın olarak tanımlıyorsanız, bana göre kadınsınızdır. Aynısı elbette tam tersi, yani feminen cinsel organlar ile doğup da, kendini erkek olarak nitelendiren kişiler için geçerlidir, benim için onlar tabii ki de erkektir. Bir de arada kalanlar, kalmak isteyenler, kendini çekmecelere koydurmayanlar, karar ver-e-meyenler, kendini cinsiyet üzerinden tanımlamayı reddedenler var; doğal olarak onlara da palasımızın kapıları açık, herhangi bir ayrım yapmıyoruz. Hepsi bir nebze beden imgesi ile ilgili, ve bu, oldukça öznel ve herkesin kendine ait / özel olan konular. (On a related note: Middlesex şu hayattaki favori kitaplarımdan biri, herkese tavsiye ederim.)

Bunun yanı sıra, cinsel kimliklerin seçim değil, yönelim olduğunu varsaydığımı da belirteyim. Yani heteroseksüel / eşcinsel / biseksüel vs. olmak bir tercih değil, doğuştan gelen bir oryantasyondur.

Ne yazık ki pek az kişi benimle aynı düşünceleri paylaşıyor. Cünkü çoğumuz cisgender olarak doğmuşuz, ve hayat bize kolay. Peki hiç Türkiye gibi bir ülkede eşcinsel, transeksüel veya ''norm''lara uymayan cinsel kimliğe sahip olmanın zorluklarını düşündünüz mü? Kim buna isteyerek katlanır? Kim bunu ''seçer''? Kim bile bile insan yerine koyulmamayı tercih eder? ''Sapkın'', ''doğal değil'', ''cinsel davranış bozlukluğu'' demek, bana göre kolaya kaçmaktır. Sen kimsin de başkasının cinsel kimliğini değerlendirmeye kalkıyorsun?

Neyse ki yavaş yavaş algılar değişmeye başlıyor gibi hissediyorum. Bir kere yıllardır süren bir Zeki Müren, Bülent Ersoy ve Seyfi Dursunoğlu gerçeği var. 

Olayı modaya bağlamak istersek, erkek olarak doğmuş Andrej Pejic'in kısa süre öncesi ülkemizde bir defileye kadın kıyafetleri sunarak katılmasını ve L'Officiel Türkiye'nin kapağına çıkmasını örnek gösterebiliriz.

Türkiye dışına çıktığımızda, bazı ülkelerin bu konularda bizden epey ileride olduklarını görmek pek zor değil. Dünyadaki en büyük manken ajanslarından Ford Models, erkek manken kategorisine Casey Legler'i eklemiş. Casey bir kadın ve toplumsal/biyolojik cinsiyet konularına fazla girmeden, ''keşke herkes istediğini giyebilse ve bunun hiç bir anlamı olmasa'' diyor. Ben bu yaklaşımı çok taze buldum.

Casey Legler / Kaynak

Örneklere Lea T ve Erika Lindner'in işleri, Hedi Slimane'in Saint Laurent İlkbahar 2013 erkek koleksiyonu kampanyası için Saskia de Brauw'u seçmesi veya Daria Werbowy'nin bu çekimi ile devam edebiliriz, fakat konuyu fazla uzatmak istemiyorum. 

Diyeceğim şu ki, birbirimizin hayatlarına karışmayı biraz azaltsak ve karşılıklı anlayış göstermeye daha fazla çaba harcasak, şu hayat herkes için epey kolaylaşacak. Ayrıca bu yazıyı tekrar gözden geçirdiğimde modayı neden bu kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım: moda sektörü, her zaman olmasa da yer, yer bu konulara en açık fikirli, en liberal, en hoşgörülü yaklaşanlar arasında. Bu blog'daki yazıların çoğu ''ayy şu kıyafetlerin güzelliğine bakın'' açısıyla dünyanın en yüzeysel adamı kaleminden çıkmış olsa da, artık hazır giyim sektöründe çalışan bir insan olarak modanın çok daha derin yönleri olduğunu kendime hatırlatmak iyi geliyor. Fashion will overbound.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder