30 Ara 2012

Vogue Türkiye 2012 kapakları

Blog yazmaya başladığımda, Vogue Türkiye dergisinin aylık olarak değerlendirmelerini yapmayı planlıyordum. Ama bu planımı hiç bir zaman gerçekleştiremedim. Sebebi de, dergiyi her ay satın almama rağmen, bir türlü vaktinde okuyamamamdı. Genelde bir ay geriden takip ediyorum Vogue Türkiye'yi. Fakat en son olarak masamda dört adet Vogue Türkiye birikince, bari Aralık ayından başlayıp, geriye doğru gideyim dedim. Ve dergiyi değerlendirmemek için bir diğer neden buldum: yorum yapacak pek bir şey yoktu. 



Yanlış anlaşılmasın; Vogue Türkiye'yi kesinlikle kötü bulmuyorum. Hatta bence gayet eli, yüzü düzgün bir dergi. Üstelik Türkiye'deki diğer bazı dergiler gibi aynı isimdeki uluslararası yayınlardan tercümelerle, sağdan soldan alınan kapak ve editorial'ler ile değil, orijinal içerik ile dolduruyor sayfalarını. Bu bile takdire şayan. Ama sadece çok nadiren Vogue Türkiye sayfalarında beni gerçekten heyecanlandıran, bana ilham veren, tamamen yeni gelen şeyler ile karşılaşıyorum.

Her türlü dergiyi okurken, ilgimi çeken ve ileride tekrar göz atmayı düşündüğüm veya blog'da yazmak istediğim yazılara ufak post-it'ler ile işaret koyarım. Vogue Türkiye Aralık 2012 sayısına sadece tek bir post it yerleştirdim. O da üç boyutlu baskı ile ilgiliydi. Ki bu konu benim için yeni değil, uzun süredir takip ettiğim bir gelişme. İşareti koymamın tek sebebi, şimdiye kadar bununla ilgili okuduklarımın çoğunun İngilizce olması ve üç boyutlu baskı üzerine bir şeyler yazmak istediğim takdirde, Vogue makalesinde kullanan Türkçe tabirleri örnek alabilmemdi.

Yine de yukarıda da belirttiğim üzere, ne olursa olsun, her ay alıyorum Vogue'u. Ve seviyorum da, evet. Bu yüzden, 2012'yi geride bırakırken, yılın tüm Vogue Türkiye kapaklarını bir araya getirmeye karar verdim. Ne de olsa burada listeleri, recap'leri, yıl sonu değerlendirmelerini pek severiz.

Yılın ilk kapağı ne en iyisi, ne de en kötüsü. Kıyafetin styling'i düzgün olsa da, Elsa Sylvan'ı pek beğenmedim, yüz ifadesi çok sönük, ayrıca saçları çok daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum.



Şubat sayısı, tüm kapaklar arasındaki favorilerimden biri. Karolina Kurkova'yı hep çok sevmişimdir ve bu Dolce & Gabbana büstiyeri bir çok farklı derginin kapağında görmüş olsak da, ben buradaki halini çok beğendim. Işıl ışıl, ve yine de kış aylarına uygun.



Angelina Jolie elbette çok güzel bir kadın, buna lafım yok, ama benim zevkime hitap etmiyor. Ben ne kadınlarda, ne erkeklerde köfte dudaklardan hoşlanmıyorum. Bu yüzden Mart kapağı benim için pek bir şey ifade etmedi. Zaten Vogue'un kapağında ''celebrity''lere karşıyım, mümkün olduğunca hep mankenler olsun.



Herkes gibi ben de Lara Stone'a bayılıyorum. Siyah beyaz Nisan kapağını bu yüzden çok sevdim. Lara'nın duru güzelliği çok güzel yakalanmış. Fakat aynı anda çıkarılan ikinci kapak tam bir facia. Styling - bence - genel olarak çok kötü, kullanılan büstiyer ise ''babaanne sütyeni''ni andırıyor. Pek fena!





Cowboy, Western, Rodeo temalarını pek sevmem. Modaya yansımalarından ise koşarak kaçarım. Bu sebeple Aline Weber'li Mayıs kapağı bana hiç hitap etmedi. Yorumda bulunsam haksızlık olacak, zira zaten kapak maça (benim açımdan) 1-0 geride başlamış oldu. Böyle.



Haziran kapağı bence yılın en kötüleri arasında yer alıyor. Vogue US havası yakalanmaya çalışılmış, onu anladık, ama hiç başarılı olmamış. Çünkü Constance Jablonski burada o kadar sıkıcı görünüyor ki, insanın baktıkça uykusu geliyor. Zzzzzz.



Yaz sezonu başarısız başlayıp, başarısız devam ediyor. Bu kapakla ne elde edilmeye çalışılmış, nasıl bir hava verilmek istenmiş, çözemedim. Tek bildiğim, benim zevkime göre çirkin ve kafa karıştırıcı olduğu. 



Yaz sezonunun son kapağı da pek fena, çok fena. Miranda Kerr'i beğenmiyorum. Böyle bebek suratlı mankenler Victoria's Secret için çalışsınlar, Vogue'a kapak olmasınlar bir zahmet. Zaten kıyafetler de dökülüyor. Saç ve makyaj kötü. Duruş, açı berbat. Ne diyeyim, yaz ayları kapaklar açısından üzücü geçti.



Eylül ayı şükürler olsun ki kendisinden önceki üç ayı toparlayacak kadar güzel. Vogue Türkiye tekrar kendine geliyor. Natasha Poly sıkıcı olmayan nadir sarışınlardan. Sarışınlarla dolu bir ülkede büyümüş olmamdan kaynaklanıyor olsa gerek, sarışınların benim için pek cazibeleri yok. Natasha bir istisna. Styling doğru, saç / makyaj muhteşem. Çok, çok, pek güzel.



Ekim ayı kapağında Laeticia Casta var. Yorumum ''meh''. Siyah çorap + beyaz ayakkabı kombinasyonunun kalbimi daraltması dışında bir rüküşlük yok, ama herhangi bir muhteşemlik de mevcut değil.



Kasım 2012 sayısının kapağını diğerleri kapsamında değerlendirmek doğru olmaz diye düşünüyorum. Bence Vogue Türkiye gibi genç bir dergi için böyle bir kapak yayınlamak oldukça cesurca bir karar. Aferin.



Aralık kapağı, Joan Smalls'a bir beden büyük gelen bir elbise giydirmeselermiş ve o tamamen gereksiz deri montu kullanmasalarmış, epey güzel olabilirmiş. Ama olmamış. Bu durumda yılın şampiyonları Karolina ve Natasha! Yaşasın sıra dışı sarışınlar!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder