20 Oca 2013

Silver Linings Playbook / Umut Işığım


Bugün minik kuzenim Moschi ile Silver Linings Playbook'u izledik. Finallerinin bitmiş olmasını kutlamak adına onu sinemaya götürdüm ve ikimizin de beğenebileceğini düşündüğüm için bu filmi seçtim. Pek de iyi etmemişim. Okuduğum eleştirilerin bir çoğu olumlu olmasına rağmen, büyük beklentilerim yoktu, ne de olsa Oscar adayı bir romantik komediye güvenemezsin, güvenmeyeceksin. Ve maalesef bu konudaki ön yargılarım doğru çıktı.

Zaten romantik komedileri genel olarak çok fazla sevmem, ama işin kötüsü, bu film komedi olmayı pek başaramıyor. Diğer yandan, üzüntülü sahneleri de yeterince buruk değil. Bipolar kişilik bozukluğu olan bir ana karakterin bulunduğu bir filmden daha derin, ve/veya daha yüksek olmasını beklerdim. Fakat film monoton, monoton akıp gidiyor; inişsiz, çıkışsız, hissiz. Başrol oyuncuları arasındaki kimyanın sıfır olması da, filmi iyice sıkıcı kılıyor. Zaten sonunu da baştan tahmin edebildiğimiz için, Silver Linings Playbook'u, Robert De Niro'ya rağmen, kimseye tavsiye etmem.

Belki evde DVD'den izlenebilir, ama bence bu film için sinemaya gitmeye değmez. Hatta DVD ile de vaktinizi harcamayın, onun yerine Scott Pilgrim vs. The World, Nick and Norah's Infinite Playlist veya hiç olmadı Juno'yu izleyin (evet, Michael Cera'ya bayılıyorum, onu mıncıklamak ve saçını okşayarak sevmek istiyorum).

İlgililer için Umut Işığım'ın resmi tanıtımı:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder