4 Şub 2013

Plastik ve pırlanta


Yazının başlığını (''Plastik ve Pırlanta'') ileride yayınlayacağım otobiyografimin ismi olarak kullanacağımı şimdiden belirteyim. Beni çok güzel tanımladığını düşünüyorum. Ama konumuz bu değil, olay başka.

Bir kaç gün önce (yavaş yavaş da olsa) yarı değerli taşlar ve pırlantalara merak salmaya başladığımdan bahsetmiştim. Bu, biraz alerji durumlarından (son zamanlarda altın veya gümüş olmayan her şey cildimi kabartıyor, kaşındırıyor, tahriş ediyor), biraz da öğrenci ruh halinden uzaklaşıp, daha yetişkin görünme isteğimden kaynaklanıyor.

Fakat ne olursa olsun, kaç yaşına gelirsem geleyim, içimde bir rüküş yaşadığını inkar edemem. Ve o rüküşcük son derece şık giyinmiş olsam da, bir şekilde bir saçmalık ile o şıklığı bozmama sebep oluyor. Bu hallere kıyafetime bir papyon ekleyerek, mint yeşili ojelerim ile veya saçlarımı beş yaşındaki kız çocukları gibi toplayarak ulaşıyorum. Yanlız yanlış anlaşılmasın, benimki kesinlikle Susie Bubble'inki gibi cool bir rüküşlük değil. Bayağı, bildiğin çirkinizm örneğiyim çoğu zaman.

Bu yüzden Star Pırlanta'nın ''İlk Pırlantam'' serisine bayıldım. İsim kötü, bu net. Nil'in ''tek taşımı kendim aldım'' faciasını hatırlatması da olumsuz bir etki yaratıyor bende. Ama tasarım çok güzel olduğu için bunları göz ardı etmeye hazırım.


Olay şu: renkli kauçuk bilekliklerin içine minnacık, zarif birer pırlanta yerleştirilmiş (0.030 karat). Bende Toy Watch çağrışımı yaptı bu konsept, ki kafayı Nixon ile bozmuş olmasaydım, Toy Watch almayı düşünebilirdim. Her neyse, pırlantalı bileziklerimize geri dönelim: benim gibi bir yandan şık olup, diğer yandan içindeki 13 yaşındaki ergeni de mutlu etmek isteyenler için çok güzel bir ürün. Belki de zaten asıl hedef kitleleri liseli kızlardır, bilemedim.

Ben ciddi, ciddi bir tane edinmeyi düşünüyorum, biri beni engellesin pls ltf tşk! (Bonus olarak her alınan bileziğe, bir siyah kauçuk bant hediye ediyorlarmış. Süper olay!)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder