24 Mar 2013

IMA Open Day: KOTON Yönetim Kurulu Başkanı Gülden Yılmaz

IMA'nın düzenlediği çeşitli etkinlikler kapsamında Perşembe günü Ş. ile birlikte KOTON'un Yönetim Kurulu Başkanı Gülden Yılmaz'ın söyleşisine katıldık. IMA çok genç bir okul olmasına rağmen, bence doğru yolda ilerliyor, ama bu başka bir yazının konusu.


Ben söyleşiden önce KOTON'un kuruluş hikayesinden haberdar değildim. Özetlemek gerekirse, eğitmen olan Gülden Yılmaz ve subay olan eşi Yılmaz Yılmaz bir gün mağaza açmaya karar verip, ihracat fazlalarını toplayıp, satmaya başlamışlar. Bundan 25 sene sonra ise, KOTON 3600 çalışan ve 300'den fazla mağaza ile 24 ülkede kendi ürünlerini satıyor.

Seksenli yıllarda tekstil ile uğraşan bir çok kişinin dünyadaki konjonktür sebebiyle köşeyi dönmüş olmaları bir sır değil, ama Yılmaz'ları onlardan ayıran şey, bu işe herhangi bir tekstil ''background''ları olmadan girişmiş olmaları. Bu da, ikisinin iş zekası ve vizyon konularında dahi olduklarını gösteriyor.

Bu arada KOTON çok sevdiğim, sürekli alışveriş yaptığım markalar arasında yer almıyor. Ama arada sırada öğle arasında City's AVM'ye gittiğimde bir göz atıyorum, bazen de ucuz bir şeylere denk gelince alıyorum. Ucuz dedim, çünkü KOTON'un süper-kaliteli olma gibi bir iddiası yok. Ana stratejileri ulaşılır fiyatlar ile trendleri yerel ihtiyaçlara uyarlayarak, azami ürün çeşitliliği sağlamak. Bu stratejinin doğru işlediği kesin, zira KOTON yılda 38 milyon adet ürün satıyormuş.

Konuşmanın sonlarında Hakan Yıldırım ile yaptıkları işbirliğinden bahsedilince, Jean-Pierre Braganza kolaborasyonları aklıma geldi. Koleksiyonu hatırlamam, ''Jean-Pierre Braganza for KOTON'' bir eteğe sahip olmamdan kaynaklanıyor. Gülden Hanım'ın sunumunda Braganza'nın isminin geçmemesine şaşırmadım, zira kendisi Türkiye'de pek tanınan bir isim değil. Beni asıl şaşırtan, KOTON'un yıllar önce böyle bir işbirliğine adım atmış olmasıydı. H&M Karl Lagerfeld ve Stella McCartney gibi kendini çoktan kanıtlamış, tanınmış tasarımcılar ile çalışırken, KOTON desteklenmeye ihtiyaç duyan bir designer'i seçmişti. Bence bu epey takdir edilesi. (Tabii diğer yandan Karl Lagerfeld ile çalışabilmek için belirli bir mağaza sayısına, ciroya ve imaja sahip olmanız gerekiyor ve KOTON her ne kadar muhteşem bir başarı hikyaesi çiziyor olsa da, henüz H&M veya Inditex grubu ile karşılaştırılacak mertebede değil).

Sadede gelirsek, ben Gülden Yılmaz'ı ve konuşmasını çok beğendim. Bunca yıl sonra halen işine büyük heyecan ile bağlı olması, beni çok etkiledi. Ayrıca hırslı bir yapısı olduğu kesin (zaten öyle olmasa bugünlere gelemezdi), fakat belli ki kendisi ile yarışıyor; yani hırsı ''herkesi geçeceğim, en x ben olacağım'' değil. Sıfırdan başlayarak bu noktaya vardığı için de ayakları yere basıyor - kendisini çok mütevazı buldum. 

Söyleşiye katıldıktan sonra KOTON'a olan bakış açım değişti. Oradan daha fazla alışveriş yapmaya başlayacağımı sanmıyorum, fakat markaya artık daha çok saygı duyduğum kesin. Üstelik Gülden Yılmaz kendini feminist olarak tanımlıyor. Ne de olsa feministleri severiz, feministler bizdendir. Sırf bu sebepten dolayı ileride kendisi için çalışmak isterim. Türkiye'de onun gibi örneklere çok ihtiyacımız var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder