12 May 2013

Hayali Alişveriş Listesi #15: Alice McCall tavus kuşu desenli elbise

Uzun süredir kendimde adam akıllı blog post'u yazacak gücü bulamıyorum (örneğin MET balosunun ''punk'' temasının fiyaskosu hakkında). Bu enerji düşüklüğünü her baharda, mevsim geçişlerinde yaşıyorum. Yorgunluk, işlerin yoğunlaşması ve katılmam gereken / katılmak istediğim bir çok ''etkinlik'' ile birleşince, blog için pek vakit ve gayret gösterme isteği kalmıyor. Her neyse, bu da gelir, bu da geçer (ağlama).

Ama sanki Alice McCall'ın kuş desenli şu muhteşem elbisesine sahip olsam, tüm yorgunluğum kuş ile uçup gidecek ve uzayan günlerin hakkını verebilecekmişim gibi geliyor. Gökten 500 Euro yağarsa, ilk iş olarak gidip bu elbiseyi alacağım.




11 May 2013

Beyaz yaz


Her yaz olduğu gibi, bu yaz da beyaz ''çok moda'' (''x çok moda'' kalıbını kullandığım için, kendimden tiksindim). Ben halen beyaz jean ile ilgili ne düşünmem gerektiğine karar veremiyorum, fakat tepeden tırnağa beyaz giyinmek bence epey güzel. Bu yüzden Fashion Gone Rogue'un ''Pale Days'' isimli editorial'ına bayıldım. Yaz gelsin!

10 May 2013

Christopher Arran

Christopher Arran'ın işleri çok derin sayılmaz, fakat görsel ve popüler-kültürel açıdan çok başarılılar. Who Killed Bambi?





9 May 2013

#belovedshirts


Şu hayatta adam olamadım, bari nerd olayım dedim - ama bunu da başaramadım. Neyse ki bu, kendime Game Boy kazağı alamayacağım anlamına gelmiyor.

#belovedshirts içinizde yaşayan geek için her türlü fantastik print'li kazak üretiyor. Süper olay!

7 May 2013

Dağınık havalı topuz

Bu video'yu sevgili anotherstar'a ithaf ediyorum; o da benim gibi kuaförlerin fön çekememesinden, doğal görünümlü toplamalar, topuzlar yapamamalarından şikayetçi. Kool ''topuz'' modeli arayanlar için gelsin!


6 May 2013

Zımbalı degrade manikür

Bir manikür içinde hem degrade (ombre) oje, hem de zımba (studs) kullanılması, bangır bangır ''fashion victim'' diye bağırsa da, sonuç muhteşem olmuş. Böyle moda kurbanlığına can feda!

Kaynak

(PS: Bu manikürün ilhamı, şuradaki mor çoraptan geliyormuş. Süper olay!)

5 May 2013

Renkli taşlı küpe aşkı

Geçen günlerde katıldığım etkinlikler (101 Lezzet, Fashion Film Day Istanbul, Louis Vuitton Türkiye İletişim Müdürü Aytül Fıratoğlu'nun IMA'da yaptığı konuşması ve ikinci ROOK ziyaretim) ile ilgili yazılar yazmak istiyorum, fakat hiç halim yok.

Bunun yerine, bir yandan yeni favori TV şovum ''Two Greedy Italians''ı izleyip, diğer yandan NET-A-PORTER'de alamayacağım küpelere bakıyorum. 


1 May 2013

Fernweh #2 / Rio De Janeiro (ve 1 Mayıs'ın Fernweh duygularını tetiklemesi)


Fernweh, daha önce bahsettiğim üzere, uzaklara gitme isteği ile yanıp tutuşmayı anlatan, Almanca bir kelime. Bu aralar bana/beni pek fena Fernweh bastı, zira İstanbul her ne kadar ''Wahlheimat''ım* olsa da, son zamanlarda sinirlerimi bozmuyor değil. Çok dolu, çok yapmacık, çok sesli, çok stresli.

Türkiye'de yaşıyor olmak bazen çok zor. Örnek: 1 Mayıs'ta insanların Taksim'de yürüyüş yapmalarına izin verilmemesi. Zaten genel olarak insan emeğine karşı saygı yok. Herkes kolay yollarla köşeyi dönme peşinde. Birilerinin amca oğlu olmak, iyi okullar bitirip, çok çalışkan olmaktan, uğraşmaktan daha değerli. Of, sıcaklar da şimdiden başladı, yazın İstanbul'da 50 dereceyi görecekmişiz.

Her neyse, burada yaşamak kendi seçimim olduğuna göre, aslında fazla mızmızlanmaya hakkım yok. Ama bu yaz - uzun süredir ilk kez - ''büyük'' bir tatil planım olmadığı için, Fernweh beni mahvediyor. Bir sonraki ''uzak'' tatilim, bir buçuk sene sonra, Brezilya ve Arjantine gözüküyor, ki bu da aslında henüz netleşmiş değil.

Hayatta en çok görmek istediğim şehirlerin listesinin en yukarılarında São Paulo yer alıyor. Daha önceki bir yazımda memleketim yok demiştim ya? Sanki o şehir, evlerimden biri olabilecekmiş gibi geliyor. Ben Brezilya'ya kavuşana kadar, kendimi Mario Testino'nun ''Mario De Janeiro Testino'' isimli kitabındaki fotoğraflara bakarak avutmaya çalışıyorum. (Taschen kitaplarına yatırılan her kuruş, helaldir.)