1 May 2013

Fernweh #2 / Rio De Janeiro (ve 1 Mayıs'ın Fernweh duygularını tetiklemesi)


Fernweh, daha önce bahsettiğim üzere, uzaklara gitme isteği ile yanıp tutuşmayı anlatan, Almanca bir kelime. Bu aralar bana/beni pek fena Fernweh bastı, zira İstanbul her ne kadar ''Wahlheimat''ım* olsa da, son zamanlarda sinirlerimi bozmuyor değil. Çok dolu, çok yapmacık, çok sesli, çok stresli.

Türkiye'de yaşıyor olmak bazen çok zor. Örnek: 1 Mayıs'ta insanların Taksim'de yürüyüş yapmalarına izin verilmemesi. Zaten genel olarak insan emeğine karşı saygı yok. Herkes kolay yollarla köşeyi dönme peşinde. Birilerinin amca oğlu olmak, iyi okullar bitirip, çok çalışkan olmaktan, uğraşmaktan daha değerli. Of, sıcaklar da şimdiden başladı, yazın İstanbul'da 50 dereceyi görecekmişiz.

Her neyse, burada yaşamak kendi seçimim olduğuna göre, aslında fazla mızmızlanmaya hakkım yok. Ama bu yaz - uzun süredir ilk kez - ''büyük'' bir tatil planım olmadığı için, Fernweh beni mahvediyor. Bir sonraki ''uzak'' tatilim, bir buçuk sene sonra, Brezilya ve Arjantine gözüküyor, ki bu da aslında henüz netleşmiş değil.

Hayatta en çok görmek istediğim şehirlerin listesinin en yukarılarında São Paulo yer alıyor. Daha önceki bir yazımda memleketim yok demiştim ya? Sanki o şehir, evlerimden biri olabilecekmiş gibi geliyor. Ben Brezilya'ya kavuşana kadar, kendimi Mario Testino'nun ''Mario De Janeiro Testino'' isimli kitabındaki fotoğraflara bakarak avutmaya çalışıyorum. (Taschen kitaplarına yatırılan her kuruş, helaldir.)










* ''Wahlheimat'' da, tıpkı ''Fernweh'' gibi, Almancaya aşık olmama sebep olan kelimelerden biri. ''Seçilmiş memleket'' olarak tercüme edebiliriz. Yani, doğduğunuz / büyüdüğünüz / babanızın memeleketi olan yeri değil de, kendi seçtiğiniz şehiri / ülkeyi memleket ve ''ev'' olarak belirleme durumu. Böyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder